"Ne izlersen o olursun"

Aslında bu sözün çıkış noktası “ ne yersen o olursun” cümlesidir.

Bir de izleyip gördüklerimiz var ki, onun etkisi, yediklerimiz ve hatta daha fazlası kadar önemli.

Zihnini, ve ruhunu doyurmak yerine karnını doyurmaya odaklandırılmış bireyler, ne yediğiyle değil; nasıl doyduğuyla ilgilenebilir. Ömrünü mutfakla tuvalet arasında geçirme telaşına düşenler için çok da bir şey söylemek mümkün değil.

Bizim kültürümüzde, dini değerlerimizde de yemekle ilgili çokça uyarı var. Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Muhammed’in (SAV) uygulama ve tavsiyelerinde, İbn-i Sina’da, Gazali’de, İbrahim Hakkı Hazretleri’nde ve sözü kıymetli herkesin yemekle ilgili uyarıları, önerileri ve tavsiyeleri var.

Mesela onlardan bir tanesi de Abdülkadir Geylani diyor ki: “Haram yemek, kalbi öldürür. Lokma vardır, kalbini nurlandırır; lokma vardır onu karanlığa boğar.” Haram ve helal vurgusunun yanı sıra,yenilip içilen şeylerin ruhu etkilediğini söyler.

Demek ki beslenme sadece fizyolojik ve biyolojik açıdan değil, ruhsal açıdan da kişilik açısından da büyük önem taşıyor.

Konunun uzmanları da İnsanın yedikleri şeylerle aslında dokularını, hücrelerini, psikolojisini etkilemiş olduğunu belirtiyor.

Doğal ve sağlıklı beslenmeyle ilgili önemli açıklamaları olan Prof. Dr. Canan Karatay “turp yerseniz, turp gibi olursunuz; fıstık yerseniz fıstık gibi olursunuz” deyince Vedat Milor de twitter hesabından “Anladığım kadarıyla hıyar yemeği bırakıyoruz” demişti.

Halbuki “hıyar” diye dalga geçtiği bitkinin faydaları oldukça fazla. Ancak hıyarın “kaba, görgüsüz ve budala” yan anlamının hıyar bitkisiyle bir alakası olmadığı da kesin.

Neyse biz mevzumuza dönelim. Nasıl ki yenilen ve içilenler insanın psikolojisini, biyolojisini (GDO’lu gıdaları da ekleyelim) hatta fıtratını bozuyorsa, izlenilen, görülen her şey de insanın duygu, düşünce, tutum ve davranışını etkiliyor.

Mesela çocuk eğitiminde anlatmaktan, uyarmaktan ziyade en etkili eğitimin göstermek olduğu bilinmektedir. Yani başta aile üyeleri olmak üzere, arkadaş ve eğitimcilerin davranışları en önemli eğitim unsurlarıdır.

Hal böyleyken, başta çocuklarımız olmak üzere sosyal medya ve medyada maruz kalınan şiddet unsurlarına ne demeli?

Uzmanlık alanım gazetecilik ve habercilik olmasına rağmen uzunca bir süredir televizyonlardaki ana haber bültenlerini izlememe ve çocuklarıma izletmeme kararı aldım.

Bir ana haber bültenin mantığı, o gün olup biten “ önemli” haberlerin kurgulanarak en önemliden daha az önemliye göre sıralandırılıp genel hedef kitlesine ulaştırılmasıdır.

Böyle mi oluyor? Hayır! Neredeyse ilk 30 dakika hırsızlık, cinayet, kavga, bağrış çağrış, şiddet, şiddet, şiddet.

Neymiş, “ efendim halk bunları ilgiyle izliyor” İyi ama medyanın önemli işlevlerinden biri de halkı bilgilendirmek ve eğitmek, hatta bir tanesini daha ekleyelim toplumsallaştırmak.

Yapılan haberlere bakıldığında şiddeti, hırsızlığı olağanlaştırmak ve hatta kullanılan ifade ve görüntülerle özendirmek söz konusu.

Şiddet, gösterildikçe ve uygulandıkça bulaşan ve öğrenilen bir olgudur. Potansiyel eğilimde olan insanlar izledikleri, yaşadıkları nedeniyle benzer olaylarla benzer davranışlara iter. “ Yalnızca ben değilim, benim gibiler çok” gibi bir algıyla durumu olağanlaştırır ve adım atar.

Peki medya profesyonelleri bunları bilmiyor mu? Hiç merak etmeyin, hepimizden daha iyi biliyor!

Mesela bu konuları en iyi bilenlerden bir tanesi Fatih Altaylı’dır. Kendisi geçmişte (2011) Habertürk Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olduğunda sürmanşetten bir kadın cinayeti haberi yayınlamıştı. O kadıncağız bir anneydi. Kendi banyosunda, yarı çıplak halde, sırtından kocaman bir bıçakla kocası tarafından katledilmişti. Bu halini gazete, hiçbir mozaik uygulamadan yayınladı.

O dönemler çok tepki alınca Altaylı’dan ilginç bir savunma geldi. Evet, o da çok rahatsız olmuş; ama kadına şiddet konusunda herkesin rahatsız olmasını sağlamak için, böyle olaylar bir daha tekrarlanmasın diye, kanunlar çıksın diye, herkes bu durumdan ders çıkarsın diye falan filan…

Ne oldu? O senin haberinden sonra yüzlerce kadın yine katledildi, birçok erkek de “ ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti” denilerek eşleri tarafından katledildi.

Gazetelerde 3. Sayfa haberleri dediğimiz asayiş haberleri, gerek gazetelerde gerek tv ve internet mecralarında ilk sıraları almaya başladı.

Müge Anlı’nın başı çektiği sabah programları yetmezmiş gibi akşam programlarından da bol bol cinayet, tecavüz, entrika dolu kadın programları yayınlanıyor.

Bizim annelerimiz, eşlerimiz de “ dünyada neler oluyor, ibret alıyoruz; helal olsun ortaya çıkardı!” diye alkış tutup bu programları izliyor.

Çocuklarımız bizi rahat bıraksın diye ellerine verdiğimiz tablet bilgisayarlarla, “ öldürünce” sevinen, altın, coin toplayan, puan kazanan oyunlarla vakit geçirip, geri zekalı videolarla geleceklerini karartıyorlar.

Bebeklikten ihtiyarlığa kadar herkes açık açık şiddetle ve kolay para kazanma yöntemleriyle şekillendiriliyor. Hal böyle olunca en ufak bir sorunda, hatta bazen sorun olmasa da insanlar şiddete, dolandırıcılığa başvurmaya yönelebiliyor.

Önceki gün RTÜK, şiddet içerikli haberlerle ilgili “ son” bir uyarı yayınladı. Metnin içeriği oldukça önemli. Sırf daha fazla izlenmek veya tıklanmak uğruna hiçbir sorumluluk gözetilmeksizin, mesleki ilkeleri çiğneyerek yayınlanan haberlerin, içeriklerin mutlaka editöryal süreçlerden geçmesi gerekiyor.

İnsanlar algılarıyla hareket eder, medyaya düşen de hakikatleri algılatmak, toplum menfaatlerini gözetmek olmalı. Medya, toplum adına basın faaliyetlerini yürütür. Ticari işletme mantığıyla hareket edip üç beş tıklanma, izlenme uğruna bu mesleği bir toplum cellatlığına sürükleyemez.

Hıyar yemekle hıyar olunmaz; ama medya ve sosyal medyanın da etkisiyle hıyar gibi tipler artmaya başlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zülfikar Özçelik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

07

Sosyalbilimciler - Bence de problem çok doğru tespit edilmiş. Şiddet süslenerek habere dönüştürülüyor. Şiddeti uygulayan adeta kendini film kahramanı gibi (iyi yada kötü farketmez-joker....) görüyor. Bir de baş belası TV dizilerimiz. Toplumsal dejenerasyon, sahtecilik ve tehlikeli özenti/öğreti buralarda güzel hanımefendiler ve yakışıklı beyefendilerle oluşturuluyor ve korkunç sayıda müşterisi var. Sosyologlar ve psikologlar işbaşına geçmeli ve buna çareler bulup uyuyan yöneticileri uyandırmalıdır. Yazarın tespitine katılıyorum ve teşekkür ediyorum.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 00:22
06

Arıza Beyazkol - @Riza Karakolcu 05 nolu yoruma cevabı: Eleştiri hakkını kötü ve kaba biçimde kullanmandan daha yazık bir şey olamaz.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 00:11
03

Sakarya Esnaf - aynrn doğru eskiden güldürü şow yarışma yapılırdı televizyonlarda şimdi kanalların coğu hatta yerel kanallar bile yandaş olmuş akp nin emrinde calışıyor ama filmin sonu geldi trt kanalını seyretmiyorum inanmıyorum hep yalan haber yandaş kanallarda yalan haber televizyonlar gazeteler özgür olmalı dünyada en cok cezaevinde yatan gazeteciler bizde

Yanıtla . 2Beğen . 2Beğenme 06 Temmuz 11:29
02

%100 - Kaleminize sağlık, umarım daha fazla kişi tarafından okunan ve anlaşılan bir yazı olur.

Yanıtla . 9Beğen . 1Beğenme 06 Temmuz 09:38
08

SosyalBilimciler - @%100 02 nolu yoruma cevabı: Özellikle yöneticiler tarafından okunmalı ve tedbirler alınmalıdır.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 00:23


Anket SATSO yeni yönetim kurulu başkanı kim olabilir?