İnternet haberciliği ve etik

İnternete sansür mü geldi? sorusu, son zamanlarda özellikle sosyal medyada çokça tartışılıyor.

Dezenformasyonla, yani yanlışlığı veya doğruluğu bilinmeden kasıtlı olarak yayılan yazılarla ve görsellerle, mücadele kapsamında TBMM’de kanunlar çıkarıldı.

Kanunun kabul edilmesinin ardından sosyal medyada bir sansür yaygaraları çıktı ki sormayın. Neredeyse herhangibir konuda eleştiri bile yapılsa hapse atılacaklarını düşünenler bile vardı.

Veya en azından bu algıyı yaymaya çalışanlar vardı diyelim!

Gerek Anayasamızda gerekse de kanunlarımızda düşünce ve ifade özgürlüğü net bir şekilde güvence altına alındığı halde, bu yaygaranın nedeni ne?

Söyleyeyim, medya öyle bir güçtür ki, hani “elimde sihirli bir değnek yok ki düzelteyim” denilir ya. İşte sihirli bir değnek gibi ne amaçla kullanılırsa insanları o yönde etkileyebilir sihirli bir değnektir.

Hatta buna maruz kalanlar, birilerinin onu şekillendirdiğini bile fark etmeksizin, kendi rızasıyla bir düşünce, tutum veya davranışa yöneldiğini sanır.

Hal böyle olunca, böylesine bir gücü dilediği gibi kullanmak isteyenler, bu imkandan mahrum kalmak da istemezler.

Basının dördüncü kuvvet olarak tanımlandığı bir asrı geçti. Yani yasama, yürütme ve yargı olan üç gücün yanında basın da anılıyordu. Geniş kitleleri etkileme gücünden dolayı böyle bir tanımla yapılmıştı.

İnternet ile birlikte bu güç daha da arttı diyebiliriz. Hatta bazı yorumcular sosyal medyanın beşinci kuvvet olarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor.

İnternet sitelerinin ve özellikle sosyal medya platformlarının insanlar üzerindeki algı, tutum ve davranışlarını etkileme gücü bu yeni alandaki sorunları da beraberinde getirdi.

Kişisel hesaplar, bot hesaplar kimin hangi konuda ne kadar uzman olup olmadığına bakılmaksızın milyonlarca kişiye ulaşmakta.

Bilinçli veya bilinçsiz yapılan paylaşımlarla insanların bir konu veya ürün hakkındaki algıları hedef alınabilmekte.

Sosyal medyanın oldukça fazla rağbet görmesi, internet gazeteciliği yapan kişilerin de iştahını arttırınca geleneksel gazetecilik ilkelerinden uzaklaşarak bu yeni furyaya kapılanlar oldu.

Sırf tıklanma uğruna, yalan, yanlış başlıklar, ırk, din, cinsiyet hedef alan, nefret söylemleriyle dolu paylaşımlar, kişilik haklarına saldırılar, şiddeti özendirici yayınlara değin ne kadar etik ve kanuna uygun olmayan şey varsa medyada ve özellikle internet mecralarında bolca yer buluyor.

Halbuki gazetecilik bu değil.

Gazeteciler toplumu aydınlatan fenere benzetilir. Bu meslek halk adına yapılır.

Gazeteci toplumu bilgilendiren, eğiten, toplum adına eleştiren, hakikatin peşinde koşandır. Bir haberi en az ikinci bir kaynaktan doğrulattıktan sonra haber yapandır.

Eğer gazetecilik yapılacaksa, bu mesleğin ilkeleri bütün dünyada madde madde yazılmış.

Çok tıklanacağım diye mesleği delik deşik etmenin sonuçlarını yine meslek mensupları yaşayacak. Güvenilirlikleri bittiğinde ellerindeki fener de sönecek ve karanlıkta kalacaklar.

O nedenle çıkartılan kanunların gazetecilerle gazetecilik oynayanları ayırt edeceğine inanıyorum.

Diğer taraftan internet haberciliği yapan sitelerle ilgili birçok olumlu adım da hayata geçti. Onlardan en önemlileri internet haber sitelerinin artık “süreli yayın” statüsü kazandılar. Böylelikle artık gazete, dergi ve haber ajansları yayınları gibi süreli yayın olarak tanımlanabilecek. Resmi ilan ve reklamlardan faydalanabilecek. Basın Kartıyla ilgili düzenlemeler de eklendi.

Hayırlı olsun.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zülfikar Özçelik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

03

Selal Cengor - Eger Buyuk Biraderin elinde olmasaydi bu yetki dusunulebilirdi. Ama sizin de cok iyi bildiginiz gibi o ne istiyorsa o olacak. Sosyal medyayla birlikte ellerindeki gucun ciddi derecede eridiginin onlar da farkinda. Artik halk kadin cinayetlerinden aninda haber olup uyusturucunun baronlugunu ustlenen isimlerin kimler oldugunu ogrenebilmekte. Eger bunu totaliter bir rejim yararina kullanmayacaklar veya insan haklarina aykiri sekilde bir silaha donusturmeyeceklerse asparagasin onune gecmek icin cok dogru bir hamle. Ama dedigim gibi TUIK enflasyon verilerinin yalan oldugu, ic isleri bakaninin gocmen sayisi ve vatandaslik verilen gocmenler hakkinda yalan soyledigi, saglik bakaninin aylarca korona hasta sayilari hakkinda yalan soyledigi yonetimle bu imkansiz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Kasım 17:27
02

send işçi - biz söz daha var ya hocam. "ben bunun neresini düzelteyim"

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 22 Ekim 13:59
01

Kürşat Bozkurt - Güzel yazı İnternet çöp haline gelmişti.

Yanıtla . 4Beğen . 2Beğenme 19 Ekim 16:53


Anket Alışverişlerinizi hangi marketlerden yaparsınız?