Başımıza gelene bak!

Depremden önce küçük bir şehirdi Adapazarı...
Birçoğumuzun evi ya şehir merkezinde ya da merkeze yürüme mesafesindeydi...
O yüzden şimdi evlerimize 35-40 dakikada varmak bana ve benim gibi insanlara çok zor geliyor...
Dışardan bakanlar ise bu söylediğime inanmakta güçlük çekiyor açıkçası...
Bir ilden bir ile ya da bir ilçeden bir ilçeye değil bu yolculuklar...
Adapazarı sınırları içerisinde bir noktadan diğerine...
Korucuk'a taşınalı 5,5 sene oldu ve her geçen yıl bu yolculuklar daha da eziyetli bir hal aldı...
Çünkü birçok insan deprem gerçeğini de düşünerek Karaman, Camili ve Korucuk mahallelerinden mütevellit Yenikent bölgesini tercih etmeye başladı...
Gün geçtikçe bina adedi ve buna paralel olarak yolcu sayısında artış yaşandı...
Yaşanan bu artışa önlem olarak otobüsler biraz büyüdü, bir de Büyükşehir'in bir hattı Dorukkent'e kadar uzatıldı...
Bunun haricinde hiçbir şey yapılmadı maalesef...
Bunun üstüne bir de serbest ve indirimli kart uygulaması sonrası şoför ve yolcular arasında adeta soğuk savaş yaşanmaya başladı...
Çözüm bulunacak denmesine karşılık şu zamana kadar herhangi bir adım atılmadı...
Şehir insanının tek zevki olan alışveriş merkezlerine ve de bazı büyük marketlere servis uygulaması da iptal edildi...
İnsanlar göz göre göre otobüslerle seyahat etmeye mahkûm edildi...
Yazmaktan, söylemekten, sıkıntımı dile getirmekten yoruldum ve dahi usandım...
Çareyi evi kiralayıp merkeze yerleşmekte buldum...
Zira ilgili ve yetkililerin bu soruna seyirci kalmaya devam edeceğine ve hiçbir şey yapmayıp insanları kaderlerine terk edeceğine kani oldum artık...
Bu zamana kadarki tutum ve davranışları bunun en büyük ispatı ve göstergesiydi...
Münasip bir kiracı bulup evimizi kiraladık...
Ve başladık başımızı sokacak bir ev aramaya...
İşte tam bu noktada başka bir sorunun ortasında bulduk kendimizi...
Şehir merkezinde deprem sonrası yapılmış herhangi bir evi bin TL'den aşağı kiralamanın mümkün olmadığını gördük...
Hatta bu rakamın yer yer bin 500 TL'ye kadar dayandığını müşahede ettik...
Paris veya Londra değil, Adapazarı şehir merkezinden bahsediyorum...
Deprem görmüş, çok katlı ve yorgun, hatta bazısı sobalı evlerin dahi kirasının 700 TL'den başladığının dehşetini yaşadık...
Bir tarafta ulaşım sorununun her geçen gün derinleştiği ve sosyal hayatın yok denecek kadar az olduğu Yenikent bölgesi...
Diğer tarafta fay hatlarının üzerinde yer alan pimi çekilmemiş bomba gibi yüksek katlıların ve fiyatından yanına yaklaşılmayan kendi sağlam, zemini muhallebi gibi olan iki katlıların olduğu şehir merkezi...
İki arada bir derede kaldık, bir cenderenin ortasında buluverdik kendimizi...
1 haftayı aşkın bir süre boyunca gitmediğim emlakçı, aramadığım insan, çalmadığım kapı kalmadı...
Telefon rehberimde yer alan insanların büyük bölümünden yardım istedim...
Sağ olsun bazı insanlar adeta benimle beraber mesai harcadı...
Kimisi klasik cümlelerle başından savdı, kimisi oralı dahi olmadı...
Nihayetinde kontrat aşamasına geldiğimiz bir hengâmda evimizi kiralamaktan ve merkeze yahut merkeze yakın bir muhite taşınmaktan vazgeçmek zorunda kaldık...
İmkânlar bizi Korucuk'ta kalmaya adeta mecbur ve mahkûm etti...
Ne diyeyim...
Allah kimseyi çaresiz bırakmasın...
ULAŞIM SORUNU
Yenikent bölgesinin, biraz da yerleşim planından kaynaklanan büyük bir ulaşım problemi var...
Bu problem daha ziyade Korucuk hattında yoğunlaşmış durumda...
Karaman Mahallesi gerek belediye otobüsleri, gerekse minibüslerle nispeten rahat...
Camili Mahallesi de belediye ve özel halk otobüslerinin yanı sıra minibüs katkısıyla sorunsuz...
Korucuk hattı ise ufak bir iki katkı haricinde tamamen özel halk otobüslerinin insafına terk edilmiş durumda...
Ben Baytur Sitesi'nde yer alan evime belediye otobüsüyle bütün Korucuk'u dolaşarak 40 dakikada varabiliyorum...
Özel halk otobüsüyle de hastane, İdealkent, Vakıfkent ve Memur Sen evlerini gezdikten sonra en az 35 dakikada...
Belediye otobüsü konfor olarak daha iyi; klimalar her daim açık, yazları serin kışları sıcak...
Özel halk otobüsleri her daim tıka basa dolu...
Otobüsler geldiği gibi doluyor ve kalkışa kadar 15 dakika aracın içerisinde beklemek durumunda kalıyorsunuz...
Eve oturarak gitmek için 15-20 dakika beklemeyi göze alacaksınız, yolculuk süresini de katınca eve varmanız bir saati bulacak...
Sorunun çözümü hatları ayırmaktan, güzergâhları yeniden gözden geçirmekten ve otobüs sayısını artırarak kalkış sürelerini azaltmaktan geçiyor...
Korucuk TOKİ ayrı bir hat, Baytur-Dorukkent ayrı bir hat, İdealkent-Vakıf Kent-Memur Sen ayrı bir hat olarak planlanmalı...
Şayet bu yapılırsa yolculuk sürelerinde minimum 10 dakika azalma olacak, yolcuların da toplu taşıma araçlarına dengeli dağılmaları sağlanacak...
Zaten Korucuk bölgesinde halen devam eden ve tamamlanan konut projeleri göz önünde bulundurulduğunda, bir zaman sonra hatların bu şekilde ayrımı kaçınılmaz olacak...
Merkezden kalkışta da Çark Caddesi-Sedat Kirtetepe güzergâhı yerine Ofis Sanat Merkezi yanından kıvrılıp Atatürk Stadı-Şeker Fabrikası güzergâhı tercih edilse, bu da yolculuk sürelerini minimum 5 dakika azaltacaktır...
Bütün bu önerileri ne diye sıralıyorum merak ediyor musunuz...
Ne diye olacak, tamamen spor olsun diye...
Sakın ha yetkililer okur da harekete geçer, birtakım düzenlemeler falan yaparlar diye ümide kapılmayasınız...
SERBEST KART
Yenikent bölgesinde yaşayan insanların en büyük problemlerinden biri de serbest kart uygulaması...
Önceden polis, gazeteci, zabıta gibi belli meslek gruplarına özgü olan serbest kart uygulaması kapsamına 65 yaş üstü vatandaşlar da dâhil edildi...
Bazı düzenlemeler sonrası şehit yakınları, gaziler, görme engelliler derken kapsam daha da genişleyecek...
Ben de sarı basın kartlı gazeteci olmam hasebiyle bir serbest kart taşıyıcısıyım...
Başlarda fazla göze batmazken, gerek bu tür yazılar, gerekse uygulamanın genişlemesi sonrası kötü gözlerin hedefindeki isimlerden biri haline geldim...
Özel halk otobüslerine binişlerde büyük sıkıntı yaşıyorum...
Bilhassa bazı şoförler laf çakmalar, oflayıp puflamalar, pis pis bakmalar yoluyla beni taciz ediyor, hayatımı zindana çeviriyor...
O yüzden zorda kalmadıkça istemeyerek de olsa belediye otobüslerini tercih etmek durumunda kalıyorum...
Belediye otobüsüne binmek istemiyorum çünkü diğerine nazaran daha uzun sürede eve varıyorum ve Korucuk sırtları dolambaçlı olduğu için yolculuk esnasında içim dışıma çıkıyor...
Bu meselede şoför esnafına yerden göğe kadar hak da veriyorum...
Neredeyse otobüsteki insanların yarısını bedavaya taşıyorlar...
Hükümetin sosyal politikalarının bütün yükü esnafın sırtına binmiş durumda...
Bu konuda Maliye Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın yürüttüğü bir çalışma olduğunu biliyorum...
Bu çalışma kapsamında belediyelere bir miktar ödenek tahsis edilecek ve serbest kartlı sayısı mukabilinde esnafa devlet tarafından ödeme yapılacak...
Bu çalışmanın ne zaman tamamlanacağını kestirmek çok güç...
AK Parti hükümetinin icraatçı olduğunun hakkını vermekle beraber, bir müşkülü hallederken son derece yavaş ve hantal olduğunu da söylemek durumundayım...
Hadi bari şu serbest kart sorunsalını halledin de, en azından çileli yolculuklarımızı istim üstünde değil de gönül rahatlığıyla yapalım...
Otobüse binerken yüzümüzü eğmek, bin bir sıkıntı yaşamak durumunda kalmayalım...
Biraz çabuk olun Allah aşkına!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Arapoğlu - Mesaj Gönder 3 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Sakaryalılar alışverişlerinizi nerede yapıyor sunuz?