Kendini fasulye gibi nimetten sanan..

Her seçim döneminde aynı şeylere şahit oluyoruz.
Aynı dümenler, aynı ayak oyunları, aynı senaryolar...
Bir yerlere aday olmak isteyen insanlar amaçlarını gerçekleştirmek için her yolu mübah görüyor.
Öncelikle gözüne kestirdikleri makamda oturan insanların kuyusunu kazıyorlar.
Hedefledikleri koltuğu kapmak adına öncelikle o koltukta oturan insanı itibarsızlaştırmaya ve gözden düşürmeye çalışıyorlar.
Birbirinin başarısını çekemiyor, hatta birbirlerinin başarısızlıkları için dua ediyorlar.
Dışarda kol kola, diz dize olan, hatta bazı yerlerde birlikte çalışan insanlar saman altından birbirini fişliyor.
En yakın arkadaşlar bile birbirinin arkasından atıp tutuyor, kötülüyor, itham ediyor.
Gazetelere aleyhte haberler sızdırılıyor, genel merkeze dosyalar gönderiliyor.
Gözünü makam mansıp sevdası bürümüş ve içine şeytan kaçmış bu insanların koltuk için yapamayacağı şey yok vesselam.
Bir de kendini fasulye gibi nimetten sanan adamlar var.
Bulunmaz Hint kumaşı tavırlı bu adamlar, kendileri olmazsa seçim kazanılamayacağı gibi büyük bir yanılgıya düşüyor.
Oysaki bilhassa AK Parti, kişilerle kaim bir parti değil.
Ha Ahmet, ha Mehmet...
Ha Hasan, ha Hüseyin...
Çok da fazla bir şey değişmez açıkçası.
Başbakan Erdoğan'ın müthiş karizması ve Ankara'nın güçlü rüzgârıyla aşılamayacak tepe yok.
Ama kaç kişi bu gerçeğin farkında ki?
Kendi aralarında gruplaşan ve çıkar ortaklığı yapan insanlara da rastlamak mümkün.
"Ben aday olamazsam sen olursun" mantığı.
Stepne lastik gibi...
Araya bakan, milletvekili gibi devlet büyüklerini ve iş dünyasının saygın para babalarını sokup pozisyon arayanlar da var.
Falancanın damadı, bilmem kimin yeğeni hesabı...
Bir de senelerce partilerine uğramayıp seçim zamanlarında ortaya çıkan tipler var.
Armudu pişirip ağızlarına düşürmeye çalışan adamlar bunlar.
Son dakikada sahneye çıkıp herkesten çok alkış almaya çalışırlar.
Etraflarında büyülü bir atmosfer yaratıp "Sihirli değnek geldi" havasını pompalarlar.
Böylelerinin pek bir şansı yok.
Zira tarih çok fazla yazmadı böyle adamları.
Bu işin öyle aman aman zor bir matematiği yok oysa.
Koltuğunu korumak istiyorsan işini yapacaksın.
Çok çalışacak, hizmet edecek ve verdiğin sözleri tutacaksın.
Bir dönem daha görev almak adına eğilip bükülmeyecek, duruşundan taviz vermeyecek ve de şekeri suya düşürmeyeceksin.
Görev süren boyunca öyle bir iz bırakacak ve şehre imzanı öyle bir atacaksın ki kimse senden vazgeçemeyecek.
Şayet herhangi bir koltuğun sahibi değilsen de hiç eveleyip gevelemeden önce aday adaylığını açıklayacaksın.
Perde arkasından iş çevirmeyeceksin.
"Dur bir teşkilatın nabzını yoklayayım, bakalım insanlar ne düşünüyor" cingözlüğü yapmayacaksın.
Çıkıp adam gibi kendini ve hedeflerini anlatacak, neler yapabileceğini ortaya koyacak ve üzerine düşeni yaptıktan sonra da kenara çekilip bekleyeceksin.
Bağlayacaksın deveni ağaca, ondan sonra tevekkül edeceksin Allah'a.
Şayet Allah sana o makamı nasip etmeyecekse de…
Başbakan Erdoğan'ı sırtında Kâbe'ye taşısan bile nafile…
Yorulduğunla kalırsın canım efendim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Arapoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.