CHP'nin Büyükşehir adayı kim olacak?

Cumhuriyet Halk Partisi her seçim döneminde tartışma konusu oluyor.
İktidar partisi dururken, diğer muhalefet partileri dururken herkes CHP'yle uğraşıyor.
Çünkü CHP her dönemde basına ve kamuoyuna bolca malzeme veriyor.
Ya birbirlerine düşüyor, kavgalar ediyorlar ya da yetkili ve etkili isimleri hiç söylenmeyecek şeyler söylüyor, polemik yaratıyor.
Anlamsız kimi çıkışlar, toplumda karşılığı olmayan eylem ve duruşlar, son derece gereksiz tavırlarla şimşekleri üzerlerine çekmeyi başarıyorlar.
"Adayları en önce biz açıklayacağız" diye yola çıktılar ama sürecin sonunda çırak çıktılar.
Birçok ilçede aday adayı dahi bulamadılar.
Sonra dönüp herkes birbirini suçladı.
Kimi isimler adaylıktan çekildi, kimileri umudunu yitirdi.
Birden fazla aday adayı olan yerlerde partililer arasındaki ayrılık derinleşti.
Daha sürecin en başında hata üstüne hata yapılarak toplum nezdindeki bütün itibar yitirildi.
CHP memleketin en eski ve köklü partisi olmasına, hatta bütün partilerin anası olmasına karşın hala daha kurumsallaşamadı.
Herkes kendi başına buyruk hareket ediyor, kimse kimseyi takmıyor.
İl başkanı başka şey söylüyor, milletvekili başka, genel merkez başka...
Yöneticiler farklı tellerden çalıyor, ilçe örgütleri birbirine muhalif!
Partililer birbiriyle rekabet etmekten AK Parti ile mücadele etmeye fırsat bulamıyor.
Sürekli bir delegelik yarışı, bir meclis üyeliği kavgası, milletvekilliği sıralama mücadelesi, vesaire...
Diğer partilerde yok mu bu kavgalar, tabii ki var ama CHP'de kol kırılıp yen içinde kalmıyor.
Bütün kavgalar kamuoyu önünde cereyan ediyor.
Sakarya gibi partinin son derece başarısız olduğu bir vilayette bile bunlar oluyorsa, İzmir'de nelerin döndüğünü, Trakya'da, İstanbul'un ilçelerinde ne gibi mücadelelerin verildiğini varın siz hesap edin.
CHP'de en büyük hatayı partinin genel merkezi yapıyor.
Genel Başkan tutarlı bir duruş sergileyemiyor, kimseye umut vaat etmiyor.
Genel başkan yardımcıları, grup başkan vekilleri papağan gibi aynı şeyleri tekrar edip duruyor.
Milletvekilleri de PM, MYK gibi birimlere seçilebilmek adına birbiriyle çekişme halinde.
Kimsenin iktidar olmak gibi bir amacı yok!
Toplumun değerlerine son derece uzak politikalar izleniyor.
Her şeye muhalefet eden fakat çözüm üretmeyen, yerinde sayan ve kendini bir türlü yenileyemeyen bir anlayış hâkim partide.
Sakarya örgütü de Genel Merkez'in kopyası gibi.
İl Başkanı Yüksel Büyükaktengöreve geldiği günden beri gaf üstüne gaf, hata üstüne hata yapıyor.
Kendisi dürüst ve iyi niyetli bir insan, partisine de son derece bağlı ancak siyaset yapmayı bilmiyor.
İçinden geldiği gibi konuşuyor ama söylediklerinin CHP'yi de bağladığının ve bu partinin il başkanı olduğunun farkında değil.
Bir sosyal demokrat gibi değil de eskilerin tabiriyle salon sosyalisti havasında açıklamalar yapıyor.
Halka inmiyor, halka hitap etmiyor, onların dilinden konuşmuyor.
Milletvekili Engin Özkoç parlamenter olduğu günden bu yana çok çalıştı.
Şehre ve ülkeye iyi hizmet edebilmek adına didindi durdu.
Ama bir türlü partide birlik ve beraberliği tesis edemedi.
Bunun böyle olmasında kendisinin de büyük dahli var.
Geçen il başkanlığı seçiminde Yaşar Erdem ve ekibiyle birlikte hareket etti, tarafsız kalamadı.
Partide herkese eşit mesafede olamadı, özellikle partinin duayen isimlerini tamamen dışladı.
Tüm partilileri kucaklayıp herkesin milletvekili olmak yerine, belli bir zümreyi göreve getirerek partiye hâkim olmaya çalıştı.
Sürekli tartışma ve kavgalarla ve de magazinsel olaylarla Sakarya ve ülke gündeminde yer ederek kötü bir şöhret kazandı.
Zaman zaman düştüğü bu gibi hatalar maalesef meclis çatısı altındaki olağanüstü çabasını ve şehir insanına hizmet adına ortaya koyduğu mücadeleyi de gölgeledi.
Gazeteciliğe başladığım günden beri partide aynı isimleri ve aynı simaları görüyorum.
Hep aynı kısır tartışmalar, parti içi hizipler ve belli başlı isimlerin güç mücadelesi sürüp gidiyor.
CHP çağın siyasetine ayak uydurup halkın gerçeklerini kavrayabilir mi?
Yoksa "Küçük olsun, benim olsun" anlayışıyla eski alışkanlıklarını devam mı ettirir?
Sanırım bu sorunun yanıtını hepimiz çok iyi biliyoruz.
Gelelim kimin aday gösterileceği meselesine...
CHP'de Büyükşehir Belediye başkan adayının kim olacağı sorusu uzun süredir yanıt bekliyor.
Bilindiği gibi hâlihazırda ki aday adayı var: Ecevit Keleş ve Raşit Dünya.
Raşit Dünya'nın en büyük destekçisi İl Yönetim Kurulu Üyesi Muammer Yavuz ve Kurultay Delegesi Ümit Usal.
Kendisini destekleyen birkaç da ilçe başkanı ve yöneticisi var.
Genel Merkez nezdinde Ümit Usal kanalıyla Parti Sözcüsü Haluk Koç'a yakın bir isim.
Geçmişte birlikte çalıştığı eski belediye başkanı ve milletvekili Sefa Sirmen'e de çok güveniyor.
Bir önceki dönem Ecevit Keleş'e il başkanlığı seçiminde rakip olan grup da kendisini destekliyor.
Bu grubun da etkisiyle Milletvekili Engin Özkoç'un da Raşit Dünya'dan yana tavır alacağını, hatta yavaş yavaş bunun işaretlerini vermeye başladığını düşünüyorum.
Ecevit Keleş'i ise başkan da dâhil olmak üzere il yönetiminin kahir ekseriyeti destekliyor.
Yine bazı ilçeler ve belediye başkan aday adaylarının tamamına yakını Keleş'den yana.
Gençlik ve kadın kolları nezdinde de ciddi bir karşılığı olduğu söylenebilir.
Ancak Ecevit Keleş'in en büyük artısı halk desteği.
Aday adayı olduğu günden bu yana köy köy, mahalle mahalle gezerek halkın içine karıştı, vatandaşın ayağına gitti.
Onların dilinden konuşuyor, hallerinden çok iyi anlıyor ve onlarla çok sıcak ilişkiler kuruyor.
Raşit Dünya ve ekibi aylardır kılını kıpırdatmayıp masa başında aday olmayı beklerken o sahada ter döküyor, emek veriyor, nakdini ve vaktini bu uğurda harcıyor.
Ben bu gerçekler ışığında Genel Merkezin her şeye rağmen tercihini Ecevit Keleş'ten yana kullanacağını düşünüyorum.
Partinin il başkanı istifa edip göreve talip olmuş ve de örgütün ve halkın desteğini arkasına almışken gidip de geçen dönem yerini beğenmeyip milletvekili adayı olmamış ve bir daha partiye uğramamış birini aday göstereceklerini sanmıyorum.
Açıkçası CHP Genel Merkezi'nin bu kadar ince düşünmeyeceği ihtimali de yok değil!
Karar her ne yönde verilirse verilsin bu işin galibi her hâlükârda Ecevit Keleş olacak.
Ya tüm parti büyüklerine ve güç odaklarına rağmen aday gösterilip bir zafer daha kazanacak...
Ya da bunca emeğine karşılık aday yapılmayıp geçen dönem olduğu gibi mağdur pozisyonuna düşecek.
Ve bu mağduriyet 2015 milletvekilliği seçimlerinde kendisini fazlasıyla hissettirecek!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Arapoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.