Kepçe gönder Zeki Başkan

6 senesi Korucuk'ta, 4 senesi Karaman'da geçen 10 senelik Yenikent maceramı noktalayarak çarşı merkeze taşındım...
Taşınmamdaki en büyük faktör sosyal hayatın cansızlığı falan değil ulaşım konusunda yaşadığım sıkıntıydı...
Bu sıkıntıyı defalarca dile getirdim bu satırlardan...
40-45 dakika yolculuk mu olur diye bas bas bağırdım...
Zira gazeteci olduğumu bilen Korucuk sakinleri hep sıkıştırıyordu beni...
"Zeki başkan seni sever... Yaz da otobüs takviyesi yapsın... Şu işe bir el atsın" diye dürttüler beni hep...
Ben de 6 sene boyunca ulaşımda yaşanan bu çileyi kaleme aldım...
Özel halk otobüslerinin insafına terk edilen ve binlerce insanın yaşadığı İdealkent, Vakıfkent, Memur Sen, TOKİ, Baytur, Dorukkent bölgesinin ulaşımdaki içler acısı halini yazmakla kalmayıp çözüm önerileri de getirdim...
Karaman otobüslerinde yaptığınız gibi hattı ikiye ayırın, Baytur-Dorukkent'te oturan insanların Korucuk'un içini ya da İdealkent-Vakıfkent bölgesini dolaşmasının önüne geçin dedim...
Otobüs takviyesi yaparak özel halkta 15, belediyelerde 30 dakikada bir kalkan otobüslerin 10 dakikada bir çalışmasını sağlayın, yoğunluğun ve de uzayıp giden kuyrukların önüne geçin dedim...
Güzergâhtaki ufak düzenlemelerle varış süresini kısaltın dedim...
Özel halk otobüslerinde bilhassa yaşlı vatandaşlarımıza uygulanan serbest kart muamelesinin önüne geçin dedim...
Lakin ben söyledim, ben dinledim...
Zeki başkanın şahsıma duyduğu sevgi falan hepsi fos çıktı...
Büyükşehir Ulaşım Dairesi yetkilileri yıllar boyunca bu mesele açıldığında kulağının üstüne yatmayı tercih etti...
Nasıl ulaşacağımız meselesi düşünülmeden kocaman bir park yaptılar Korucuk'a, o kadar!
Alın size yatırım, alın size sosyal hayat dercesine bir park yaptılar sadece...
Aman vatandaş Yenikent bölgesinde ikamet etsin, güvenli yapılarda yaşamını sürdürsün diye bir dertleri olmadı bugüne kadar...
Sadece Büyükşehir Belediyesi'nin değil, Adapazarı Belediyesi'nin de böyle bir derdi olmadı...
Üstüne üstlük bölge ilçe olmasın diye de ellerinden geleni yaptılar...
Nihayetinde can boğaza dayandı ve de gül gibi, sapasağlam evimi ardımda bırakıp çarşı merkezine, fay hattının üstüne, 4 katlı bir binaya taşındım...
Otobüsü sadece kendim için değil, Korucuk'ta yaşayan tüm vatandaşlar için istiyordum...
Allah Korucuk'ta kalanlara sabır versin...
Şimdi sadece kendi adıma bir istekte bulunuyorum Zeki başkandan...
Yeni evim Kız Meslek Lisesi'nun bulunduğu sokakta başkanım...
Tığcılar Mahallesi, Küçük Osman Sokak...
Otobüs göndermedin, Allah korusun bir deprem olursa bari bir kepçeyi çok görme bizlere...
Hani hep derler ya "Zeki başkan Engin'i çok seviyor" diye...
En azından o kadar hatırımız olsun...
ANAMIZ AĞLAYACAK
Nasreddin Hoca'nın iki oğlu varmış...
Bir tanesi tuğlacıymış, bir tanesi çiftçiymiş...
Tuğlacı tuğlasını dökmüş, göğe bakmış ki hava bulutlu...
"Yağmur yağarsa anam ağlar... Tuğlalar mahvolur" demiş...
Çiftçi olan da tohum ekecek, yağmur yağması lazım...
Göğe bakmış ve, "Yağmur yağmazsa anam ağlar" demiş...
Hoca ikisini de duymuş ve demiş ki, "Desenize a be evlatlarım... Yağsa da, yağmasa da ananız ağlayacak..."
1 Kasım seçimlerinden önce terör olayları patlak vermişti...
Seçimlerden sonra da bu Rusya hadisesi çıktı ortaya...
Daha başka şeyler de çıkacaktır muhakkak...
Bulunduğumuz konum ve geride bıraktığımız geçmiş itibariyle bizimle olan dertleri bitmez bunların...
Başta Ak Parti olmuş, pak parti olmuş fark etmez...
Öyle ya da böyle anamız ağlayacak sizin anlayacağınız...
Rabbim milletimizi, memleketimizi muhafaza etsin!
PARAYI MEZARA MI
GÖTÜRECEKSİNİZ?
Ne güzel söylemişti iş dünyasının temsilcilerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Parayı mezarı mı götüreceksiniz? Biraz da işçinizle paylaşın" diye...
Asgari ücretin tespit edileceği şu günlerde bu sözlere bir kez daha vurgu yapmak geldi içimden...
Küçük esnafı, küçük işletmeleri koymuyorum hedef tahtasına...
Hani şu kerli ferli fabrika sahipleri, büyük holding patronlarına sesleniyorum...
Asgari ücret bin 300 TL olmuş, bin 500 TL olmuş fark eder mi sizin için?
Diyeceksiniz ki, "Tabii ki fark eder, binlerce işçi çalıştırıyoruz biz..."
Evet, binlerce işçi çalıştırıyorsunuz ama milyonlarca dolar da kâr ediyorsunuz...
Atıyorum 1 milyon dolar değil de 900 bin dolar kâr etseniz incileriniz mi dökülür?
Milyon dolarları, milyar dolarları kazanırken bir işçiyi bin TL'ye saatlerce üretim bandının başına dikmekten ne gibi bir haz duyuyorsunuz?
Milyonları, milyarları kazanırken biraz da işçinizle paylaşsanız ne değişecek hayatlarınızda?
Asgari ücret bırakın binleri, iki binleri, 3 bin TL de olsa yine o büyük ve gösterişli evinizde oturacak, yine o şaşaalı arabanıza binecek, yine en iyi yerlerde tatil yapacak ve en iyi yemekleri yiyip, en iyi kıyafetleri giyeceksiniz...
Bütün bunları yine yapacaksınız ağalar...
İzin verin de şu yanında çalıştırdığınız insanlar da başlarını sokacak bir eve sahip olsunlar...
Arabayı geçtik, tatili de geçtik, en azından çocuklarının canı çeken yiyecekleri sofralarına koysunlar...
Mezara mı götüreceksiniz parayı be!
SELİM GÜNDÜZALP'İN
ZAFER DERGİSİ AŞKI
Gazetemizdeki yazılarıyla iç dünyamıza yolculuk yapmamızı sağlayan Selim Gündüzalp ağabey sadece bizim gazetede yazmıyor...
Diyanet Aile Dergisi'nde, Moral Dergisi'nde, ulusal bir gazetede...
En önemlisi hayatını adadığı Zafer Dergisi'nde...
40 yıla yakın bir zamandır Zafer Dergisi'nin yükünü çekiyor, baştan sona dergiyi hazırlıyor, o vasıtayla binlerce insanın manevi dünyasına hitap ediyor...
Derginin yeni sayısını kapıda karşılamış ve çektirdiği fotoğrafı sosyal medya sitesinde paylaşmış...
Bu fotoğrafı görünce kendisinin birkaç yazı önce kaleme aldığı "Taşa geçen ruh" yazısında Ahmet Hamdi Tanpınar'a ait "Dedelerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı" sözü aklıma geldi...
Kendisindeki bu Zafer Dergisi aşkına bakınca onun o dergide sadece yazı yazmadığını, adeta ibadet ettiğini çok net görebiliyorsunuz...
Zafer Dergisi'ni diğer birçok dergiden ayıran özellik de bu olsa gerek...
Zira sadece Selim Gündüzalp değil, o dergide yazı yazan herkes bu işi ibadet maksadıyla yapıyor...
Rabbim sayılarını artırsın, ömürlerine bereket versin...
Selim Gündüzalp- Zafer Dergisi aşkını bir ömür daim etsin...
Âmin...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Arapoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.