Çocuk mu Minyatür İnsan mı?

Çocukluk dönemi bireylerin yaşantısında çok önemli bir yere sahiptir. Çocuklukta edinilen davranış örüntüleri, dünyaya ve insanlara dair atfedilen anlam yetişkinlikteki yaşantısında bireyi yönlendiren önemli bir etkendir. Bu dönemde çocuk için en önemli karakterler ebeveynleridir. Geçmişinde sağlıklı bir çocukluk dönemi bulunmayan bireyler yetişkinlik dönemlerinde ruhsal rahatsızlıklar yaşamaya daha yatkın olmaktadır. Bu sebeple bir bireyin psikolojik olarak sağlıklı olmasının yolunun sağlıklı bir çocukluk dönemi geçirmesine bağlı olduğundan söz edilebilir. Sonuç olarak Epictetus’un da söylediği üzere ‘’Bir insanın anavatanı çocukluğudur.’’ Sağlıklı bir çocuk sağlıklı bir yetişkin sağlıklı bir yetişkin ise sağlıklı bir toplum demektir. Bu süreçte anne babalara büyük rol düşmektedir. Öncelikle çocuğa doğru bir bakış açısı ile bakılmalıdır. Çocuk sadece eğitilmesi gereken minyatür bir insan olarak görülmekten vazgeçilmelidir.

Bunun yerine çocuğun dünyasına onun gözü ile bakmaya, onu anlamaya odaklanılmalıdır. Aslında çocuklar yetişkinlerin dünyasında görünenden çok daha derin bir anlama sahiptir. Yarışın, rekabetin ve türlü türlü kötü hasletlerin bulunduğu yetişkinlerin dünyasında çocuklar tertemiz varlıklardır. Maskesiz ifadeleriyle, gerçek mutlulukları ve üzüntüleriyle, samimi duygularıyla bize aslında özümüzü hatırlatır. İnsan zamanla değişen ve dönüşen bir varlıktır. İnsanlar yetişkinlik dönemine ulaştıklarında çocukluklarına dair hatırladıkları anılar sınırlı düzeyde kalmaktadır. Çocukluk yaşantısına tekrar geri dönüş imkanı olmadığı için de çocuk gözü ile bakışın nasıl olduğunu kavramak güç olabilmektedir.

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisinde yer verdiği temel ihtiyaçlardan biri sevme, sevilme ve ait olma ihtiyacıdır. İnsanlar bu ihtiyaçlarını aileleri ve arkadaş çevreleri olmak üzere sosyal destek sistemleri aracılığıyla karşılamaktadır. Çocuklar saf sevgileri ve samimi duygularıyla yetişkinlerin sevme, sevilme, ait olma ihtiyaçlarını karşılar aynı zamanda yetişkinlere bu duyguların önemini hatırlatır.

Bir çocuk doğduğunda temel ihtiyaçlarını bir yetişkinin gidermesi gerekir. Zamanla büyüyen ve gelişen çocuk temel ihtiyaçlarını kendisi gidermeye başlar. Yaşamda farklı gelişim dönemlerinde ilerleyen çocuk artık bir yetişkin olur. Bu süreçte yetişkinler çocuğa sahip oldukları bir varlık gözüyle bakarlar. Ancak çocuklar sahip olunan varlıklar değildir, onlar yetişkinlere emanet edilen, geleceğin dünyasında söz sahibi olacak bireylerdir.

Kendimizi birtakım konularda çocuklardan üstün görebiliriz. Fakat çocukların da bizden üstün olan yönleri olduğunu unutmamak gerekir. O sebeple bir çocuğa karşı yaklaşımımız salt ‘’eğitilmesi gereken bir varlık’’ olması yerine kendi özümüze dair erdemleri, değerleri barındıran aslında insanın orijinal hali olarak bakılması daha iyi olacaktır. ‘’Bu çocuk şimdi neden ağlıyor, bunun için de ağlanır mı’’ şeklinde düşünüp çocuğu garipsemek yerine duygularını kabul edip ağlamasına sebep olan şeyin onun için ne anlam ifade ettiği anlamaya çalışılmalıdır.

Siz çocuklar, gülen yüzünüzle ve sahici sevginizle her biriniz bu dünyayı güzelleştiren nadide ve eşsiz varlıklarsınız. Dünyadaki tüm çocukların hak ettikleri değeri görecekleri daha aydınlık yarınlara ulaşmak dileğiyle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuğba Tosun - Mesaj Gönder 362 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.