ALLAH'A YAKINLIK

Kullarım sana beni sorduğu vakit de ki: - Şüphesiz Ben yakınım
Dua edenin duasını, bana dua ettiği anda işitir ona karşılık veririm. O halde, kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar. Umulur ki doğru yolu bulurlar."
Allah Teâlâ, kullarına yakın olduğunu beyan buyurmakla insana değerini hatırlatıyor.
Yaratan, yarattığını başıboş bırakmamıştır. Her an yarattığı kulunun yanında, kulunu besleyen, büyüten, konuşturan, gezdiren çeşitli nimetlerle lütuflar ihsan eden Rabbi olduğunu hatırlatmıştır.
İnsan da yaratıcısının kudretini, rahmet ve merhametini bildiğinden her zaman O'na yönelmiş sıkıntılı anlarında O'na sığınmış ve O yüce kudretten yardım dilemiştir.
Her halini gören, bilen yaratıcısına karşı insanın daima itaatli ve sonsuz muhabbetli olması gerekmektedir.
Her varlık, Allah'a yakınlığını ifade etmektedir.
Musa Aleyhisselâm Firavuna giderken asasını bir taşa vurdu. Taş yarıldı ve içinden bir böcek çıktı. Şöyle tesbih ediyordu:
“Beni gören, sesimi işiten, mekânımı bilen, beni hatırlayan ve unutmayan Rabbimi tesbih ederim.”
Hak dostları Allah'a yakın olmak için hep gece vaktini beklerlerdi.

Malik bin Dinar der ki:

– “Gece ibadetine kalkan kimseye Allah-u Teâlâ yaklaşır. Hatta içlerinde duydukları zevki ve nuru, Allah'ın kalbe tecelli etmesinden bilirler."
Ebu Süleyman Dârâni diyor ki:
Eğlence erbabının eğlence yerlerinde daldıkları zevkten, ibadet erbabının gece karanlığında yaptıkları ibadetteki zevkleri daha büyüktür.
Hatta eğer geceler olmasaydı yaşamayı dahi arzu etmezdim.
Abidlerin gece ibadetinden aldıkları zevki, ibadetlerinin sevabı ile karşılaştıracak olsan, o zevk ibadetlerin mükâfatından çok daha fazla gelirdi."
Hak ile aranda yetmiş bin perde Açılır hepsi de vakt-i seherde.
Büyük velilerden Sehl b. Abdullah Tüsteri hazretleri diyor ki:
“3 yaşında iken gece dayımı gözlerdim. O ibadet eder ve ağlardı.
Allah beni görüyor 
Her sözümü duyuyor
Her halimi biliyor, diyordu."

On altıncı asırda Gürcistan'ı fetheden Özdemiroğlu Osman Paşa zevkine düşkün bir kimseydi. Her akşam saz-söz ve işret sofralarında eğlenirdi.
Biraz uyuduktan sonra kalkardı. Güzelce abdest alır teheccüd namazına dururdu. Sonra hüngür hüngür ağlayarak ibadet ederdi. Secdeden kalktığı zaman, seccadesinin akan gözyaşları ile su dökülmüş gibi sırılsıklam islandığı olurdu.
İnsanın iç dünyasında nelerin saklı olduğunu Allah'tan başka kimseler bilemez. Gece bütün bu duygular ortaya çıkar. Muhabbet çoğalır ve insan mevlasına daha yakın olur.

Hakk'a yakın kullar hep geceyi beklemişlerdir. Fudayl bin İyad der ki: “Güneş batarken Allah ile başbaşa kalacağım diye sevinirim. Güneş doğarken de insanlar ile uğraşacağım diye üzülürüm.” Ali bin Bekkâr da şöyle der: “Kırk senedir beni üzen tek şey sabahın olmasıdır."
Hak dostları, Allah'tan gaflet etmeyi büyük günah saymışlardır. Onlar bir an bile haktan gafil olmamışlardır.
İbrahim Havas, Hızır'ı bile mâsiva saymış; 'Yolda giderken karşıma Hızır çıktı; 'seninle arkadaş olalım' dedi. "Olmaz' dedim. Sebebini sordu; 'Sana Hızırsın diye bağlanır güvenirim de Allah'a olan bağlılığımda noksanlık çekerim' dedim.
"Ey güvenceye kavuşmuş ruh! Hoşnut etmiş ve hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına karış. Ve cennetime gir!”
Bu âyet okunduğunda Hazret-i Ebu Bekir (r.a.) 
- Bu hakikaten güzel! dedi.
Peygamberimiz (s.a.v.):
"Haberin olsun ki Melek sana onu ölümün sırasında söyleyecektir.” buyurdu.
Müfessirler: - Bu hitap ve nida ölüm anında söylenir, demişlerdir.
"Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür."
 İnsan her zaman Allah'ın gözetimindedir. Her yaptığını, her söylediğini takip eden Rabbi'nin murakabesindedir.
Allah'ın kendisiyle beraber olduğuna inanan insan, ruhunda büyük bir güç, gönlünde cesaret ve kuvvet hisseder. Dünyada yalniz olmadığını, Rabbi ile beraber bulunduğunu hissettiğinde heyecanı artar, bağlılığı kuvvetlenir.
Resûlullah (s.a.v.) buyurur:
"En faziletli iman, nerede olursan ol, Allah'ın seninle olduğunu bilmendir."
Hayatın güçlükleri karşısında, elem ve istiraplar içinde insan aradığı huzurun ancak Yüce Allah'ın himayesi olduğunu bilirse imanı daha da fazla kuvvet kazanır.

En zor an olan son nefesi vermek üzere bulunan II. Mahmud Han şöyle demiştir:
“Beni bir camiye götürün! Son nefesimi Allah'ın bir mabedinde vermek istiyorum."
Şehzade Mustafa Efendi der ki: "Nasiyemde kâtib-i kudret ne yazdı bilmedim. Ah şu gülşen-i âlemde bir kez gülmedim.
Arz-ı hâcet eyleyemem bâb-ı Hüda'dan gayriye Minnetim yoktur Cenab-ı Kibriya'dan gayriye"
Dünyada hem maddi ve hem de manevi sıkıntılar duyan insanoğlunun tek güvendiği ve sığındığı ancak Yaratanıdır. Her türlü yardımı, desteği Yaratanından bekler. Namazların her rekatında:
"Ancak senden yardım isteriz, Senden medet umarız" der.
Nice güvenilenlerin öldüğü, yapışılan dalların kuruduğu bu âlemde tek güvenilecek olanı ancak Allah-u Teâlâ hazretleridir.
"Her şey geçer kalır Hak Sen Hak ile beraber olmaya bak." Ne güzel söylemişler... "Dünyasına dünyasına Aldırma dünyasına Dünya benim diyenlerin Dün gittim dün, yasına,"
Hem dünyada Allah'a muhtaç olduğumuz gibi hem de kabir karanlıklarında ve mahşer sıkıntılarında da Allah'tan medet umulur.
İnsana kim yardımcı olabilir ki?
Selçuklu Sultanı hanımlarından Hüdavend Hatun (öl: 1331) türbesinin kitabesinde (Niğde) şöyle yazdığı gibi:
"Ey Allah'ım! 
Adımın unutulduğu 
Bedenimin çürüdüğü 
Kabrimin çöktüğü 
Hiçbir ziyaretçinin uğramadığı zaman beni yarlıga. 
Gufranına mazhar eyle. 
İlâhi! Ben dünyada bir melike idim. 
Şimdi çürümüş halde sana muhtaç bulunuyorum."

Bunun için niyazımız şu olmalıdır: 
Rabbimiz (c.c.) öğretiyor:
"Zekeriya (a.s) Rabbine şöyle niyaz etmişti:
- Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın. (Her şey sonunda senindir.)”
Bir batılı düşünürün gayet güzel bir tespiti vardır. Der ki:
“Allah ile aranıza mesafe koyarsanız orayı başka şeyler doldurur."
Allah, kullarını yalnız bırakmaz.
Musa peygamber az sayıda olan kavmi ile yola çıkmış, Firavun ve ordusu onlara yetişmişti.
Musa aleyhisselâmın adamları:
- Eyvah yakalandık! dediler. Musa Aleyhisselâm da şöyle söyledi:
- Hayır. Rabbim benimle beraberdir. Bana elbette yol gösterecektir.
Bunun üzerine Musa'ya
- Asân ile denize vur! diye vahyettik. Derhal (on iki yol açılıp) yarıldı. Her parça koca bir dağ gibi oldu."
Yeter ki Allah'a yakın ol!..
“Secde et ve yaklaş!”
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu:
“Kulun Allah'a en yakın olduğu an secde halindeki andır.”
Resûlullah (s.a.v.) şöyle dua ederdi:
"Allah'ım! Beni bir an bile nefsime bırakma! Bana verdiğin iyi şeyleri geri alma. Göz açıp yumuncaya kadar da olsa nefsimin eline bırakma!" Allah (c.c.) kuluna yakın. Hem öyle yakın ki...
"Biz insana şah damarından daha yakınız.”
Allah bize yakın iken bizim ona uzak olmamız uygun olmaz. Bunun için Rabbimiz (c.c.) buyurur:
"Allah'a koşun."
Allah, kulundan kendisine dönmesini bekliyor. Ona koşup yaklaşmasını istiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adem Şener - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

11

Zeki̇ - ALLAH ALLAH...ADEM HOCA BU MİLLET NE DEMEK İSTİYOR Kİ...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Nisan 11:45
10

Şükür - Allaha yakınlık deyip de milletin malına yakınlık kurmak doğru bir hareket olmasa gerek.

Yanıtla . 6Beğen . 1Beğenme 23 Şubat 16:16
09

Hakan Ekşi - Bu gün yusuf öztürk vefat etmiş. Allah rahmet etsin. herkes arkasından ne kadar iyi konuşuyor. çünkü hiç kimseye islamı anlatıpda malını elinden almamıştı. o da mahmut efendiye bağlıydı ama hiç reklamını yapıp hazırdan çevre edinmezdi.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 19:53
08

Adem Kendine - bırak bu işleri hoca...herkes seni tanıyor...

Yanıtla . 8Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 16:48
07

Salih Şahin - Buralarda hala din adına sizin gibi insanlar yazı yazıp din bilgini gözüküyorsa, artık bende inandım ki kıyamet gelmiştir.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 14:43
06

Şakir - Allaha yaklaşmak deyipde paraları kapıp zimmetine geçirenlere ne demeli peki?

Yanıtla . 6Beğen . 1Beğenme 18 Şubat 11:32
05

Zopa - onun bunun dediklerini boş ver hoca, Allah c.c ne diyor sen ondan bahset..

"Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar." Enam 116

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 18 Şubat 11:29
04

esmeray - Allah askina irde buralara girmeyin ne olur bu yastan sonra cikaracaksiniz insani dinden . Sükür Yaradana....

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 17 Şubat 19:47
03

send isci - hocam akşamları çalışıp sabahları uyuyoruz. vardiyalı sistemi çıkarana iki çift laf edin. daraldık yeminle

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Şubat 21:51
02

Kani Sakaryali - ALLAHIN ADI İLE İNSANLARI KANDIRANDAN DAHA KÖTÜ, DAHA AHLAKSIZ KİM VARDIR...

Yanıtla . 12Beğen . 0Beğenme 14 Şubat 21:48
01

Cem Can - DİN ADINA VAAZ VEREN İNSANLAR DÜRÜST OLMALIDIR. İNSANLARI DİNİ ANLATIMLARLA GAZA GETİRİP ELİNDEKİ AVUCUNDAKİNİ ALMAMALIDIR. BU ŞEKİLDE GASP ETTİĞİ MALLARDAN DOLAYI ADLİYEDE DOSYALARI OLMAMALIDIR. AYARLADIĞI KİŞİ VASITASIYLA BU DOSYALARIN İÇİNDEKİ EVRAKLARI AŞIRTMAMALIDIR...BU DÜNYA BİR GÜN BİTER. CEHENNEMİN EN DİBİNE DÜŞMAK VAR.

Yanıtla . 12Beğen . 0Beğenme 14 Şubat 19:59


Anket Şehir merkezinde kalan Patates Hali Arifiye'deki Hal Kompleksine taşınsın mı?