ANLAYABİLİR MİYİZ?

Çocuklara sınır çizilir mi? Kapılar kapatılır mı çocukların yüzüne? Bir çocuğun dili, dini, ırkı ne olursa olsun masumluğu bir cümlede kestirilip atılır, görmezden gelinir de kendisinin seçmediği bir yerde doğmasının üstüne yapışan kimliğiyle yargılanır mı? Bir bebeğin gözlerini bilmediği bir yerde açıp, hayatı öğrenmeye başladığı, insanın en masum zamanları olan çocuk yaşında balonu bilmeden bombayı, oyuncağı bilmeden silahı, yaşamayı öğrenmeden ölümü öğrenmesi dünyanın en acı şeyi değil de nedir? Bizler korkudan uyku uyuyamamayı, bomba sesinden birbirini duyamamayı, bir bedenin hatta sevdiğin birinin gözlerinin önünde paramparça olmasını görmeden bu acıyı nasıl anlayabiliriz? Anlayamayız ama empati kurabiliriz değil mi? Çok acı bir şey olduğunu tahmin edebiliriz ama asla yaşayan bir insan kadar hissedemeyiz. Peki yaşamadığımız bir acıyla insanları nasıl yargılayabiliriz? Dönecek bir evinin olmamasını, yiyecek yemeğinin olmamasını, evlerin enkaz, sokakların mezar olmasını anlayabilir miyiz? Sadece para için bir botla sana umut sunan insana kanıp, botlarda insan taşıyan ama kalbinde vicdan taşımayan bir vicdansızın vicdanına kalıp boğularak ölmeyi anlayamayız değil mi? Anlamak istiyor muyuz peki? Bazen nasıl oluyor da empatiden, vicdandan bu kadar uzak kalabiliyoruz anlamıyorum. Yalnızca medyanın bize sunduğuyla tanık olabildiğimiz şeyler hakkında nasıl bu kadar emin kararlar verebiliyoruz? Suriyeliler pis, katil, huzur kaçıran diye yargılarda bulunmak doğru mu? Nasıl böyle bir genelleme yapılabilir ve bu genelleme nasıl daha hayatı tanımayan bir çocuğu da kapsayabilir? Her şeyi kenara bırakıp hepimizin insan olduğunu, dilimiz, dinimiz, ırkımız ne olursa olsun pis, katil, hırsız olabileceğimizi, dünyada yalnızca iyi ve kötü insan olarak ayrılabileceğimizi anlasak keşke. Evet bazı hadsizler yeni bir kapı bulduğunda geldiği yeri kötülemeyi kendinde hak görebilmiş. Ama insanın nankör de olabileceğini sunulan imkanları yetersiz bulup, şikayet edebileceğini her millette görebiliriz.
En çok da sınır kapısında gaza boğulan insanlara, oh oluyor diyebilen vicdanı aklım almıyor. Bir çocuğun çocukluğunu yaşayamaması, sürekli ölümle burun buruna yaşamasının nasıl bir felaket olduğunu nasıl anlayamıyoruz? Nasıl “iyi oluyor” diyebiliyoruz. Bir çocuğun sokakta koşup oynaması gereken yaşta yalnızca bombadan ya da gazdan kaçarken koşması çok acı. Hissettiklerimin yarısını bile yazamıyorum, tarif edilemez bir acı bu. Keşke insanca yaşayabilsek. Keşke çocuklar yaşarken ölmek zorunda kalmasa. Keşke, keşke…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zerrin Çağlayan Anıl - Mesaj Gönder 489 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Alptekin Sayar - Ülkesi savaştayken bu kadar çocuk yapmanın mantıgi ne onuda bilmek isteriz yazık degilmi dogan bebege...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Mart 13:07
01

Emre GÜNER - Biz insan oğlunun yargılaması, hüküm vermesi çok kolay oluyor. Heleki sosyal medya üzerinden. Bir bir belgeselde görmüştüm, bir aslan yeni doğmuş bir antilop yavrusunun kaldırıp gitmesine izin veriyor.Onun daha yeni doğmuş olduğunu yavru olduğunu biliyor. Ama dediğiniz gibi tv karşısında biber gazı yiyen kadınları,çoçukları görüp "ohhh" diyen insan olmayan varlıklar var malesef.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Mart 09:31

Anket Sakaryalılar alışverişlerinizi nerede yapıyor sunuz?