Ruslar ve satranç

Ülkemizde neredeyse her kesimin satranç denilince aklına gelen ilk ülke Rusya.

Satranç ile ayrılmaz ikili haline gelen bu ülkenin satranç geçmişine değinelim..

Satrancın geçmişi 1500 yıl öncesine kadar uzanıyor , Ruslar ise satrançla tanışması ise 10. ve 12. yüzyıllar arasına dayanıyor.

Satranç , Rusya’da öyle sevilmiş olmalı ki hemen karşısına büyük bir engel çıkıyor : Kilise’nin satranç yasağı.

Kısa zamanda ülkede satranç o kadar geniş kitlelere yayılmış ve kilisenin satranç yasağı hiçe sayılmıştı.

Halk kahramanları ve sanatçıları satrancı severek oynamış hatta şarkılarda ve deyimlerde satranca sıkça atıfta bulunmuşlardı.

Rusya’da ilk satranç kulübü ise 1862 yılında Saint Petersburg’ta açıldı.

Dünya şampiyonalarında birçok başarı elde etmesi de Rusya’nın dünyada satranç popülerliğini kazanmasında büyük bir etkendi.

Soğuk savaş , satranç tahtasında da esmeye başlamıştı.

Şüphesiz Rusların satrançtaki bu hakimiyeti Amerika’nın hoşuna gitmiyordu. İşte o soğuk savaş döneminde tüm dünyanın dikkatini çeken bir satranç maçı vardı. 1972 yılında , Rus oyuncu Boris Spassky ile Amerikalı efsane Bobby Fischer’ın karşılaşmasıydı. Fischer satranç tarihini değiştiren maçta Spassky’i yendi ve Rus hegemonyasına adeta son verdi. Lakin Fischer’in bu devrimi sadece 3 yıl sürdü. Ruslar satranç tahtasında yeniden zirveye çıkmıştı.

Ruslar bu seferde dünyada neredeyse her kesimden insanın ikisinden birinin ismini bildiği , ikisiyle de tanışma ve kendilerinden satranç dinleme fırsatı bulduğum , Rus Karpov ve Rus Kasparov’un dünya şampiyonluk maçıydı. Zira dünyada satrancın ününün yayılmasını sağlayan bu iki devin savaşıydı. Satrancın yeni efsanesi maçın galibi olan Kasparov olacaktı. Günümüzde bile satranç denildiğinde akla gelen ilk isim Kasparov’dur. Satranca yeni bir bakış açısı kazandırmış ve satrançta açılışların ne kadar değerli olduğunu göstermiştir. Kasparov, satrancın yanında bir dönemde Rusya’da muhalif bir politikacı olarak gündeme gelmişti. Zira Satranç gibi farklı fikirlerin, stratejilerin ve devrimlerin çokça olduğu 64 karelik bir dünyadan çıkıp iyi bir politikacı olmak zor olmasa gerek.

Rus satranç geleneği günümüzde ise sadece Sergey Karjakin’in şahsına indirgenmiş vaziyette.

Satrancın kaderi ise efsanevi oyuncu Kasparov’un da söylediği gibi Carslen’in omuzlarında. Satrancın Mozart’ı olarak anılan Norveçli Dünya Satranç Şampiyonu Magnus Carlsen, bir dönem akıl hocası olan Kasparov’un deyimiyle “Satrancın son umudu”. Bir sonraki yazımda ise Magnus Carlsen’den bahsedeceğim.

Satrançla kalın..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berkay Çelik - Mesaj Gönder --- Okunma

# dünya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

06

Muzaffer Asilkan Yıldı - Bu Ruslar her dalda bir derecesi oluyo ben anlamadım adamlarda nasıl beden fizik beyin varsa artık.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 19:48
05

Kertenkele - Vodka icip icip nasıl oynuyor bu muptezeller

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 14:42
04

Mustafa Yıldız - Gerçek yaşam hikayesi olan satranç filmi öneriniz var mi Berkay bey?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 03:43
03

Hilal - Fischer ve Spassky mücadelesini konu alan Pawn Sacrifice adlı film de tavsiye olunur.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 01:39
02

Mehmet - Böylesine kültürel yazılarınızı bekliyorum. Oğlum ve ben zevkle okuyoruz. Ona da ışık oluyorsunuz. Satranca başlangıçınızdan bu yana geldiğiniz başarılı sürece kadar olan maceralarınızı da paylaşırsanız evlatlarımıza yararı olacaktır.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 01 Şubat 00:10


Anket Virüste vaka sayısının azalması için Sakarya'ya giriş ve çıkışlar kısıtlama getirilsin mi?