Sakarya'nın turistleri

Pandeminin etkisiyle tatsız tuzsuz geçen bir yılın ardından normalleşmeye başladığımız bu günlerde turizm konusu yeniden gündem oldu.

Özellikle Rusya ve Almanya gibi en çok turistin geldiği ülkeler henüz Türkiye yollarına düşmeyince yerli turistlere yönelik birçok çalışma başlatıldı. Konunun ekonomik boyutu, yerli şu kadara kalıyor, yabancı şu kadara kalıyor tartışmasını başka bir yazıya bırakayım.

Bu yazımı “yerel turistlere yönelik Sakarya’nın durumu nedir?” sorusuna cevap vermek üzere yazmaya karar verdim. Baştan uyarayım, yazım uzun. Hatta belki çok daha uzun olmalıydı. Ancak bir işaret fişeği görevi görmesini umut ediyorum.

Ah! bu şehirde yok, yok da… Gel gelelim turizm potansiyelimiz hep bir yerlerde takılı kalıyor.

Yazıyı hazırlarken birçok haber, birçok akademik çalışma okudum. Ortaya çıkan net sonuçları başta ilgili yetkililere olmak üzere tüm şehir dinamiklerine öneri olarak arz etmek istedim.

Şehirde ulaşım kolaylığı var mı? Var, var.

Şehirde deniz, göl, nehir var mı? Var, var.

Şehirde dağlar, yaylalar, termaller var mı? Var var.

Şehirde tarihi eser var mı? Var, var.

Benimkisi Bakkal Amca türküsüne benzese de sorum bakkal amcaya değil, tüm şehre.

Ne duruyoruz, turizm yapsak ya!

Önce şundan vazgeçmek lazım. Dünya eski dünya değil, Türkiye eski Türkiye değil, Sakarya eski Sakarya değil. İnsanlar eski insanlar değil. Yani artık eski köye yeni adet getirme zamanı.

Ne demek bu? Devir değişti, beklentiler değişti, yaşam tarzları değişti, iletişim kanalları değişti. Her şey değişmişken eski usullerle iş yapma devri de değişmek zorunda.

Allah’ın lütfettiği bunca değer insanlığın faydasına kullanılmazsa ben inanıyorum ki Allah bunun hesabını hepimizden sorar.

ELEŞTİRİYE AÇIK OLMAK

Şehir olarak önce bir kendimizi eleştirelim. Bizde şikayet edeni, eleştireni düşman belleme gibi bir eğilim var, oysaki modern toplumlarda eleştiri bir fırsat olarak nitelendirilir.

Özellikle hizmet sektöründe ve kurumlarda eleştiriye, şikayete açık olmak ve o eksikliği giderici adım atmak eleştiren kişiyi “sadık müşteriye” dönüştürür. Sadık müşteri literatüre girmiş bir kavramdır. Değer gördüğünü ve o işletmenin müşteri memnuniyeti esasında olduğunu bilen kişi, bir sonraki ziyaretinde veya alışverişinde belki de çevresini de dahil edecektir.

Eğer eleştiri veya şikayet umursanmazsa, hatta ve hatta o kişi bir de azarlanır, itibarsızlaştırılmaya çalışılırsa bu durumda kulaktan kulağa aktarılan olumsuz yorumlar işletmenin veya şehrin imajına büyük zarar verir. Günümüzde internet kullanım oranlarının arttığı bildiğimizde paylaşılan bir eleştirinin, şikayetin kısa bir sürede binlerce hatta milyonlarca insana ulaşacağı gerçeğini dikkate almak gerekiyor.

Ben bu şehirde bir konuyu eleştiriyorsam, bu şehirde yaşadığım ve bu şehrin daha iyi olmasını amaçladığım içindir. Hepimiz bu şehre Sevdalıyız, hepimizin eksiklikleri olur ama bunları gidermek için de bir samimiyet ortaya konulur. Eğer kendilerini kaf dağında oturmuş sanıp kendi koltuklarından veya başkalarının makamlarından güçle beslenenler en ufak bir eleştiriyle ayarı kaçıp etik olmayan yollarla eleştirene “haddini bildirmeye” çalışırsa doğacak sonuçlardan en fazla yarayı yine kendisi veya yamandığı kişiler alır!

Lisans ve Yüksek Lisansı eğitimi gazetecilik olan ve 10 yıldır gazeteci yetiştirmeye çalışan biri olarak öğrencilerime eleştirmeyi, sorgulamayı ve halkın yanında olmayı öğretirken kendime ayrılan köşede bunu yapmazsam her halde tutarsızlık olur. Benim derdim kişilerle değil, topyekun bir seferberlikle şehrimize nasıl katkı sağlayabiliriz derdidir.

Şikayet ve eleştirilerde kurum veya işletmeler savunmaya geçmek yerine çözüm üretme yaklaşımı göstermelidir. Bu konuyla ilgili birçok akademik çalışma da yapılmış. Bunlardan bir tanesi de Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi turizm hocalarından Prof.Dr. Burhanettin Zengin’in yürüttüğü bir çalışma.

Araya gireyim, bizim şehrimizde hem Turizm Fakültesi hem de Turizm Meslek Yüksekokulu var. Hani bu çalışmalarda bilime ihtiyaç duyulursa faydalanılabilir diye vurguluyorum.

Devam edelim, bu hocalar Sakarya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü sitesi tarafından turizm işletme belgeli otelleri inlemişler. 2020 yılı araştırma verilerine göre şikâyetlerin 122 tanesi tripadvisor sitesi üzerinden ve 183 tanesi de şikayetvar sitesi üzerinden olmak üzere toplamda 305 adet yorum analize tabi tutulmuş. 305 yorumun 200’ü cevaplandırılmış, 105’i cevaplanmamış, cevaplananlardan çözüm bulunan sayı ise 14.

Haydi buyurun! milyonlarca insanın göz attığı iki önemli sitedeki tablomuz. Buradaki yorumları sağlıklı bulmuyor olabiliriz, ancak bir gerçek var ki bunlar o işletmeye gelebilecek binlerce insanı etkileyebiliyor.

Sorun elbette oteller değil, bu sadece bir örnek, birçok işletme ve hatta kurum kuruluş buradan ders çıkarmalı. Onun için mümkünse o sitelere yazılmadan müşteri memnuniyetini üst sınırda tutacak Sakaryalılık ve turizm bilincini tüm kesimlere yerleştirecek bir seferberlik gerekli.

NELER YAPILABİLİR

Sakarya’ya nice yönetici-girişimci geldi. Emek verenleri şükranla analım. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi artık farklı operasyonel girişimlere ihtiyaç var. Turizm alanında “Sakarya çok güzel, şehrimi çok seviyorum” demenin ötesine geçmeliyiz. Kendi kendimize güzellemeler yapmaktan, şiirler şarkılar söylemekten ziyade başkalarının şiirlerini, şarkılarını, fotoğraf ve videolarını paylaşmaya geçmeliyiz.

Şehrin turizmi çerçevesinde üç fırsat yöneticiye sahibiz. Bunlardan biri Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım, diğeri Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce. Bir de siyasi güç lazım. O da var. Bu işlere katkı sağlayacak ve tıpkı Şehir Hastanesi gibi Ankara’da güçlü bir şekilde takip edecek isim AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz.

Bu fırsat yöneticilerimiz Sakarya’nın yaylalarını, dağını, nehrini, denizini, yemeğini, tarihini velhasıl kaderine terk edilen tüm turizm zenginliklerini şehre kazandırmak için çaba sarf ediyorlar.

Ancak bu işlerin bir toplumsal sinerjiye dönüşmesi gerektiği gerçeği var. Nedir o? Turizm bilinci ve turizm eğitimleri. Yapılan akademik çalışmalarda şu çok net ortaya çıkıyor. Her şeyi olan, ancak birlikte ve nitelikli adımların atılmaması, tanıtım faaliyetlerinin sınırlı kalması nedeniyle turizm faaliyetleri istenilen seviyeye ulaşamıyor.

Son yıllarda çok önemli organizasyonlara ev sahipliği yapıyoruz. Açıkçası bunlar heyecan verici. Serdivan’daki yamaç paraşütü, Sakarya Büyükşehir’in uluslararası bisiklet yarışları bunların başında.

Fakat bu organizasyonlar yerli turist çekmeyi doğrudan etkilemez. Artık devir değişti dedik ya. İnsanlar sosyal medya hesaplarından, web sitelerinden nerede ne yenir? neresi gezilir? Güvenilir mi? diye takip ediyor ve kararlarını bu mecralardan verebiliyor

Sakarya’dan Turizm doktora öğrencileri Melih Kabadayı ve Nazlı Kardeş pandemi sürecinde yerli turist davranışlarına yönelik bir makalede dikkat çekici tespitler sunmuş. Salgına rağmen hijyen ve güvenli seyahat imkanı bulması halinde yerli turistlerin Türkiye’de seyahat etmeye sıcak baktığını ortaya koydular. Turistlerin seyahat eğilimlerinde genel bir azalma olmasına rağmen, açık alan ve doğa turizmi faaliyetlerine katılım eğilimleri artmış. Bu da doğasıyla övünen Sakarya için büyük bir fırsat olsa gerek.

Kendi kendimize “aman ne güzel şehrimiz var” deyip duruyoruz. Acarlar Longozu diyoruz. Dünya’da ikinci büyüklükte ama bırakın yabancı turisti, yerlisi bile pek gitmiyor. Neden?

Hakkını yemeyelim gerek Sakarya Valiliği, gerek Büyükşehir ve bazı ilçe belediyeleri doğa sporlarına yönelik çalışmalar yapıyorlar. Benim dikkat çekmek isteğim bunların daha organizeli ve turizm bilinciyle sürdürülebilir hale getirilmesi.

Doğa sporlarına uygun yerleri çoğu Sakaryalı bilmiyor ki başka şehirlerden turist gelsin de buralarda kaya tırmanışı yapsın, yürüyüş ve güvenli kamplar yapabilsin.

Bunun için hem tesislerin arttırılması, hem güvenlik ve imkanların sunulması da önemli. Ayrıca bazı gezginler var ki, peşlerinden binleri sürüklüyor. Bunların sosyal medya hesaplarıyla iletişime geçilip fotoğraf ve videoların yayınlanması sağlanmalı. Hatta önemli spor kulüpleri, dernekleriyle iletişime geçilip bizim o dağ, bayırlarımızda bisiklet turları, at gezintileri yapılmalı ve bunlar çok önemli gezi siteleri ve sosyal medya hesaplarında ücretine mukabil yayınlatılmalı.

Butik otellere, bungalov evlere, kırsal turizme, kamp ve karavan turizmine olan talebin artış göstereceği ifade edilen makale aslında Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’nin bir süredir üzerinde çalıştıkları doğa turizm girişimlerinin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor.

Kıyı turizminde de önemli eksikliklerimiz var. Hepimiz kum ve denize odaklandık ama, insanlar sörf yapmak için Şile’ye, Kandıra’ya gidiyor mesela. Dalgaysa dalga, rüzgarsa rüzgar, neyimiz eksik? Eğer uygun şartlar sağlanırsa Karasu, Kaynarca ve Kocaali sahillerinde rüzgar sörfü yapılabilir. Diğer taraftan kum safari projesi Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım’ın vizyonunu gösteren güzel bir adım. Tüm bu hazırlıklar bittikten sonra Karasu’ya İstanbul’dan deniz otobüs seferleri için çalışmalar yapılmalı.

Sakarya Nehri ise uzun yıllar sadece baktığımız ve tarlalarımıza su çektiğimiz bir nehirdi. Neyse ki Sakarya Büyükşehir Belediyesi önce bir baraj şimdilerde ise dikkat çekici birkaç projeyle bize nehrimizin olduğunu hatırlattı. Sakarya nehri üzerinde kano, kayık yarışları, tekne gezileri, deniz bisiklet gezileri neden olmasın?

Başka bir tez de ise yayla turizmine dikkat çekiliyor. Özellikle şifalı havası, suyu olan yaylaların az sayıdaki doğa dostu turistlere yönelik hizmet verebileceği belirtiliyor. Fotoğrafçılık, kampçılık, manzara ve kuş gözlemciliği, yabani hayvan, bitki ve çiçek türlerini saptama gibi aktivitelere uygunluğu vurgulanıyor.

İl Ormanı’nda Başkan Ekrem Yüce’nin düzenlemeye gitmesini önemli bir adım olarak görüyorum. Ancak burayı aynı zamanda nefes kamplarına da açmak nitelikli yerli turistleri çekecektir. Bunun örnekleri Kazdağları’nda var. İnsanlar buralarda doğayla iç içe birkaç gün geçirip uzmanlar eşliğinde nefes egzersizleri yapabiliyor. Ne olacak ki nefes alıp veriyoruz, bir çabaya gerek var mı? diye soru işareti oluşabilir. Evet, nefes alıp vermenin de bir tekniği var ve o kadar önemli ki! Bu tekniklerle hem fiziksel sağlığımızı güçlendiriyoruz hem de ruhsal sağlığımıza katkı sağlıyoruz. Panik ataktan, kaygı bozukluklarına, dikkat dağınıklığı, baş ağrısı, horlama ve hatta kekemeliğe kadar geniş bir yelpazede faydalar sağlanabiliyor.

Yaylalarımızda sağlık turizmine yönelik adımlar atarak fizik tedavi merkezleri ve solunum hastalarına yönelik şifahaneler oluşturabiliriz.

Ah bizim bir de Taraklı’mız vardı değil mi? Onu ayrıca yazmam gerekir. Hem tarihi mekanları, doğası, hem yöresel yemekleri ve birçok potansiyeline rağmen yeterince ilgi görmeyen ilçemiz. Bir de termal hayalleriyle gelip bir türlü keyif yapamayanlarla anılmaya başlayınca hepten el ayak çekiliyor. Bu ilçeyle özel ilgilenilmeli, başta devremülk işletmeler olmak üzere sorunlar mutlaka masaya yatırılmalı.

Bugünün turistleri, çeşitli spor, mutfak, kültür ve doğal çekicilikleri kapsayan boş zamanları değerlendiren nitelikli alanlar istiyorlar.

Turistlerin özel ilgi alanlarına yönelik şehri yansıtan hediyelik eşya ürünleri geliştirilmeli, girişimciler desteklenmeli, şehre özgü gıdaların sergilendiği organik pazarlar, yöresel lezzet durakları planlanmalı.

Bir başka akademik çalışma sunan SUBÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Oğuz Atay Sakarya mutfak kültürünün beğeni gördüğünü, bu durumun bölgenin tanıtımı ve turizm potansiyeli için önemli olduğunu ortaya koyuyor. Gastronomi alanında yol ortak çalışmalara ihtiyaç var.

NEDEN OLMASIN!

Yıllardır haberlerde orası turizme kazandırılacak, burası turizme kazandırılacaktan öte bir haber okuyamadık. Bir haber de turizme kazandırılan falanca yere İstanbul’dan tur otobüsü geldi; farklı şehirlerden gelen bisikletçiler Sakarya’nın bilmem neresinde tur attıktan sonra doğayla iç içe kamp yaptı, Avrupa’dan gelen turistler 1500 yıllık köprüyü büyük bir ilgiyle gezdikten sonra, açık hava müzesindeki lahitleri incelediler ve Botanik parkta gezip Sakarya’nın yöresel yemeklerinin tadına baktılar.

Evet evet. Justinianus Köprüsünden bahsediyorum. Son yıllarda umut verici gelişmeler var. Bir taraftan Sakarya Valisi’nin girişimleri, İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nün çalışmaları, bir taraftan Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın çalışmaları ve Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle inanıyorum ki Sakarya’nın en önemli gezi, kültür, sanat ve tarih mekanı haline gelecek.

Mesela Sayın Valimiz şu Sakarya Müzesi’nde bahçe kenarına fırlatılıp atılmış lahitleri, bahçede bulunan tarihi taşları ve varsa başka yerlerde Sakarya’dan çıkartılmış tarihi eserleri köprünün uygun bir yerinde açık hava müzesine dönüştürebilir. Büyükşehir Belediyemiz de süs bitkiciliğiyle övünen şehrimizin ürünlerinden oluşan bir botanik park yapsa. Yöresel yemekler, nezih mekanlar, hediyelik eşyalar, kültür sanat etkinlikleriyle Marmara Bölgesi’nin önemli bir durağı haline geleceğinden şüphem yok.

İşin özü, Sakarya Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ile bölge dinamiklerinin de dahil olduğu Turizm Komisyonu oluşturulmalı. Bu komisyonun çalışmaları doğrultusunda ortaya çıkan verilerle de Sakarya Turizm Çalıştayı düzenlenmeli. Yakın, orta ve uzun vadeli stratejiler Sakarya Milletvekillerine sunulmalı, onların görüşleriyle şekillenen raporlarla İlgili bakanlıklar harekete geçirilmeli.

Nasıl ki Sakaryaspor için şehir birçok konuda destek yarışına giriyorsa, Şehrin turizm çalışmaları ve tanıtımları için de bir araya gelinmeli. Ortak bütçeler oluşturulmalı, akademik ve profesyonel eylem planları hayata geçirilmeli. Bu dönemden umutluyum.

Sağlıcakla kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zülfikar Özçelik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

01

namık54 - kırantepenin yolu tam bir rezillik.belediye yetkilileri inat etmişler yapmacaz diye.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 10 Haziran 19:07
02

vah ki ne vah - @namık54 01 nolu yoruma cevabı: O YOLA ASFALT DÖKERSEN ŞEHRİN AYYAŞLARINI ORDAN İNDİREMEZSİN

GERÇİ HEP ORDALAR AMA

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 11 Haziran 07:48


Anket Covid-19 vakalarının arttığı Sakarya'da sizce ne yapılmalı!