İnternetin toplumseverleri

İnternetin gelişmesiyle birlikte hepimizin elinde internet bağlantılı telefonlar var.

Ne güzel bir imkan. Allah yapandan ve bize ücretsiz sunandan razı olsun diye dua edesi geliyor insanın. Gideceğimiz yeri artık kimseye sormuyoruz. Buradan sağ yap, düz git, karşına cami çıkacak tarifleri yerine internet haritalarından yol tarifleri alıyoruz.

Nerede ne yenir, nereler gezilir, nerelerde alış veriş yapılır? Ve birçok sorunun cevabı parmaklarımızın, hatta sesimizin ucunda. Yakında düşünerek de bunlara ulaşabiliriz gibi gözüküyor.

Bilgiye hızlı erişim, anlık paylaşımlar, iletişim ihtiyacının giderilmesi gibi birçok olumlu yanları olduğu gibi insanları sever birçok hesap “iyilik” için gece gündüz yazıyor, çiziyor paylaşımlar da yapıyor.

Hem de ücretsiz. Düşünsenize, artık kitaplara para vermemize gerek yok, haftalarca süren eğitimlere gerek yok, para ödemeden bir sürü düşünceye ve bilgiye ulaşabiliyoruz. Ne iyi insanlar var.

Yaşasın iyilik, diyesim var ama işin aslı öyle mi?

İnternet, 1969'da Amerikan Savunma Bakanlığı’nda savaş iletişiminde gelişmeyi sağlama amacıyla Advanced Research Projects Agency Network (ARPANET) adıyla başladı. Sonradan “Savunma” adı eklenerek DARPANET oldu. Yani bizim ayrılmaz parçamızın temel amacı ve yaygınlaşması savunma ve savaş konularını içinde barındırıyor.

Artık komplo teorisi olmaktan çıkan internet uygulamaları ile gözetlenme, izlenme, kişisel bilgilerin üçüncü kişilere aktarıldığını biliyoruz. Özel hayatın gizliliği ilkesinin delinmesi bir yana, bu bilgilerin işlenip kişiye göre çeşitli siyasi ve ticari stratejilerde kullanılıyor olması büyük bir tehlikedir.

İnsanların ilgi, tepki ve beklentilerini analiz edip, amaçladıkları güzergahta onları gönüllü rıza göstererek yürütme gayreti büyük oranda gerçekleşiyor.

Üç kuruş bile vermeden edindiğimiz sosyal medya uygulamalarıyla eğlendiğimizi ve bilgi sahibi olduğumuzu sanarken çok değerli hareketlerimiz, düşüncelerimiz, tepkilerimiz ve eğilimlerimizi bedavaya “iyilik severlere” veriyoruz.

Bir de kimliği belli olmayan, kaynağı belli olmayan web siteleri ve sosyal medyalar var ya? Onlar, diğer hortumculardan daha da tehlikeli. Çünkü diğerleri açık açık, ben senin fotoğrafını, haritalarda nereye gittiğini, kaç adım attığını, nasıl nefes alıp verdiğini bilmek istiyorum, izin ver diye soruyor biz de veriyoruz. Ama bu karanlık iyilik sever hesaplar, adresler bunu da demiyor. Görünüşte bizi düşünen, bizim gözümüzü açmaya çalışan, gerçekleri ortaya koyan iyiliği çok sever, şehrini çok sever, devletini çok sever bu tür hesapların temel amacı hedefledikleri gizli planlarına taraftar toplamaktan başka bir şey değildir.

Haberde doğruluk, güvenilirlilik ve kamu yararı olmazsa olmazdır. Bir olayın haber niteliği taşıması için birçok kriterden ve süzgeçten geçmesi gerekiyor. Ayrıca haberin kaynağı ve yayımlandığı mecra da bir o kadar önemlidir. Yani haber diliyle yazılmış veya gazeteci görünümüyle kaleme alınmış köşe yazılarının kaynağı belirsiz kişi veya kişiler tarafından her yazıya haber diye bakmamak gerek.

Dağdaki terörist demokrasi nutku çekebiliyor; ülkeden kaçmışlar hukuktan, temiz toplumdan bahsedebiliyor, gazeteciyim diye dolaşan bazı tipler garip işlerin içinden çıkabiliyorken bize düşen “bir habere bakmak haber mi diye, bir de kaynağa bakmak sağlam mı diye” olmalı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zülfikar Özçelik - Mesaj Gönder --- Okunma

# sosyal

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.



Anket Korona aşısı olacak mısınız?