Ölmeden önce yapın

Genelde bu başlık hayatın güzelliklerini tatmak, gezmek, film izlemek, kitap okumak gibi önerilerde kullanılır. Fakat konu Sakarya olunca, önceliğimiz bir anda değişmeli.

Ben de dönem dönem, şehrin kültür, sanat, turizm konularına değiniyorum. Fakat bu şehrin en önemli gerçeği 1999 depremini yaşaması ve yeni olası depremin şehrin ensesinde soluk alıp vermesidir.

21 Haziran Adapazarı’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünde Adapazarı Belediyesi oluşturduğu bütçeyle bir dizi etkinlikler düzenlemişti. Onlardan bir tanesi de Türk Yıldızları’nın Adapazarı semalarındaki muhteşem gösterisiydi.

Tabi gösteriden haberdar olmayanlar için kısa süreli panik yapanları da duyduk. Hararetli anlatımlarda “yine mi darbe girişimi var” diye sağı solu arayanlar oldu.

Çok şükür buna cesaret edecek bir yapı artık yok; gurur kaynaklarımızın zafer uçuşları ise hep devam edecek. Bu vesileyle şehrimizin düşman işgalinden kurtuluşunda şehit olan tüm kahramanlarımızı rahmetle ve saygıyla analım.

Başka anlatımlarda ise evlerinin hafifte olsa sallandığını belirtenler oldu. Birkaç gün önce de Bingöl ve Elazığ’ı etkileyen deprem haberini duyunca bu yazıyı kaleme almanın zaruriyetini hissettim.

Öyle ya, depremle ilgili konuşmaları, yazıları, haberleri, depremin yıldönümü 17 Ağustos’la sınırlı bırakmamak gerek.

Biz bu şehirde yaşayanlar olarak artık yaklaşmakta olan depremde ailemizi, dostlarımızı, sevdiklerimizi, mekanlarımızı kaybetmek, acı çekmek istemiyoruz.

Bundan 22 yıl önce, bir gecede dehşeti yaşayan ve 15 binin üzerinde canını kaybeden bu şehir değil mi?

Depremden günümüze kadar ayakta kalmış 190 civarı orta hasarlı binada halen nasıl yaşıyoruz?

Deprem görmüş, ama o zamanın koşullarında hasarlı raporu almamış binlerce binanın olası bir Marmara depreminde yıkılacağını söyleyen uzmanları duyduğumuz halde hala neyi bekliyoruz?

İstanbul’da önceki yıl 5.8 büyüklüğünde deprem olunca bile sallanan bir şehirde yaşadığımızı unuttuk mu?

Düşünebiliyor musunuz? Depremden bu yana binlerce yapı hiç incelenmemiş. Yani mevcut risk nedir, bilenimiz yok. İnceleme yaptığını belirtenler varsa da bunu sır gibi saklıyor olsa gerek.

2021 yılına kadar ne büyükşehirde ne de ilçe belediyelerinde deprem ile ilgili bir müdürlük yok.

Türkiye Cumhuriyeti devletimiz afet konularında çok ciddi adımlar attı, atıyor. Hem afet öncesi hem de afet sonrası yapılan uygulamalar memnuniyet verici. Bunlardan biri de İçişleri Bakanlığı, İl Risk Azaltma Planı. Bakanlık talimatı verdi. Yani her il AFAD koordinatörlüğünde mevcut risk durumunu raporlayacak. Ancak rapor yazmak için veri lazım. Yani bu şehrin risk oluşturan konusu deprem midir, sel midir, çığ mıdır, volkan patlamaları mıdır? Bilmiyoruz.

Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım da bu konularda çok hassas ve gerekli takibi yapıyordur.

Diğer taraftan, şehirdeki bu eksikliği gören biri çıktı da “ya bu işler için bir daire başkanlığı kuralım, kolları sıvayalım” dedi. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem Yüce’nin talimatıyla Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı kuruldu. Depremin ağırlığını yaşamış bir şehirde olması gerekeni hayata geçirmesi önemli bir adım.

Fakat şehrin tüm aktörleri de aynı sorumlulukta birimlerini ve bütçelerini oluşturup birlikte harekete geçmeli. Adapazarı Belediyesi’nin, Serdivan Belediyesi’nin ve Erenler Belediyesi’nin kentsel dönüşüm düşünceleri ve projeleri olduğunu biliyoruz. Dönem dönem bir araya gelindiğini de biliyoruz. Ancak güç birliği yapıp devletin, siyasetin ve vatandaşın desteğiyle artık kentsel dönüşüm adımları hızla atılmalı.

Belediyeler, deprem yaşamış bu şehrin yapı stokları nelerdir. Hangi binalar risklidir. Zemini yapı yapmaya elverişli olmayan yerler nereleridir? Sakarya Nehri’nin kıyısında taşkın riski var mıdır?  Bu soruların cevabını hızlıca bulmalı.

Önceki yazılarımdan biri de tarım arazilerinin inşaat şantiye alanlarına dönmesi ile ilgiliydi. Belediyeler konut ve ticari alan olarak ilan ettikleri veya ilan etme aşamasında oldukları tarım arazilerini mutlaka korumalıdır. Hem tarım açısından hem de şehrin yumuşak zemini açısından bu yapılaşmalara müsaade edilmemeli.

Diğer taraftan zemini depreme dayanıklı bölgelerde uzmanların önerileriyle kat sayısı arttırılabilir. Böylelikle zorla iki üç kata sıkışılıp tarım arazilerine doğru kayma eğilimi azaltılabilir.

Bir başka husus vatandaşın duyarlılığı olmalı. Ekonomik kayıp kaygısıyla kentsel dönüşüme sıcak bakmayan vatandaş, belki birkaç gün sonra ya kendisi ölüp, sakatlanacak ya da yakınlarını kaybedecek veya ömür boyu sakatlanmış halini izleyecek. Bu işin bir yönü, diğer yönü de binadaki soruna rağmen işlem yapmadığından adli sorunlarla boğuşacak.

Mülkiyet hakkı, bir sorun olmamalı, çözüm için kullanılmalı. Onun için ilgili paydaşlar ve elbette AFAD sürece dahil olup bilgilendirme toplantıları genişletmeli. Toplu eğitimlerden ziyade, belirlenen risk raporu kapsamına girmiş bina sahiplerine yönelik çalışmalar yapılmalı.

Belediyeler oy kaygısıyla kentsel dönüşüme yoğunlaşamıyor olabilir. Ancak işin tespit ve teknik işlemlerinde rol oynayıp Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri sorumluluğunda bir süreç başlatılabilir.

Vatandaş da kentsel dönüşüm gibi bir adım atmak istediğinde ve bir kuruma gittiğinde “o bizim işimiz değil” diye kapı kapı dolaştırılmaz, tek bir kurum üzerinden müracaatını ve işlem takibini yapar.

Yaklaşan depremin sallantıları hissedilirken göz göre göre on binlerce insanımızı enkaz altına gömmeye hiçbirimizin hakkı yok.

Bu şehirde ölmeden önce yapılması gereken en önemli çalışma yapı bilgisini, risk durumlarını çıkarmak ve kentsel dönüşümü başlatmaktır. Yoksa Deprem Müzesi’nde vefat edenlerin isim listesine yenilerini eklemek zorunda kalırız.

Sağlıcakla kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zülfikar Özçelik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.



Anket Korona aşısı olacak mısınız?