Vezir de olunur, rezil de

Nasrettin Hoca’nın hikayelerini çoğumuz biliriz. Onlardan bir tanesi de “ göle maya çalması” hikayesidir.

Hocayla dalga geçenler, onun yine garip davrandığını düşünenler, “ hiç göl maya tutar mı?” diye deli muamelesi yapanları anlatılıyor gibi gözükse de bu hikayenin asıl gayesi niyet ve mücadele etmektir.

Hoca, biliyor ki Hz. İbrahim’i yakmak için alevlendirilen ateşe su götüren karıncanın ağzındaki suyun ateşi söndürmeyeceğini.

Ancak o ateş nasılsa yanıyor, yapacak bir şey yok diye izleseydi sonu ne olurdu? Herhalde büyük bir pişmanlık ve mahcubiyet!

Kimsenin aklına gelmese de o ateş serin ve selamet olduğundaki yüzleri gözümüzün önüne getirelim.

Olup bitene tarafsız kalmak, bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek, başımı çevirir görmem demek, o an güçlü gibi görünenin yanında durmak, hakikati yok saymak…

Nasrettin Hoca, nice güçlülerin, güçsüzlere yenildiğini bilmez mi?

Elbette bilir.

Nice vezirlerin, rezil; nice rezil edilmişlerin de vezir olduğunu bilmez mi?

Elbette bilir.

Hakikati aramanın zorlu bir yol olduğunu da bilir.

İnanç lazım, irade lazım, sabır lazım.

Hakikat söylendiğinde bazılarına dert, bazılarına huzur getirir.

Bazıları ise havadan sudan bahsetseniz kendini açığa verir.

“İnsanı kamil” derdinde olmayanların, “erdem” i bir şahıs ismi sananların eleştiri oklarıyla karşı karşıya kalırsınız.

Hele bir de ruhu kirlenmiş, fırıldaklıkla işlerini yürüten, rüşvetle, tehditle, şantajla meşgul olup herkesi kendi gibi görenlerle, iplerini tuttuklarından cesaretle sağa sola havlayanlarla karşılaştıysanız ne mutlu size!

Dedik ya hakikat yolu zorlu ve çilelidir diye!

Bazen tek kalırsınız, fakat bazen de hiç ummadığınız yerlerden karıncanın ağzında su taşıması gibi akın akın insanlar biter yanı başınızda.

Zira yalnız da olunsa, topluluk da olunsa, hakikat hakikattir.

Hakikat yerine, amaca ulaşan her yolu mübah gören kimseler insanlık tarihi boyunca hep var olmuştur.

Vatan bizim, şehir bizim… Kim bu cennet vatana hizmet ediyorsa baş tacımızdır.

Kendi çıkarlarını her şeyin üstünde görenlere karşı ise zerre fırsat verilmemelidir.

Bu tür tiplerle dostluk yapmak, onlardan bir fayda beklemek de beyhudeliktir.

Unutmamak gerekir ki hayırlı bir işe başlamak, hayırlı insanlarla neticelenir.

Hayırlı insanlarla başlayıp, amaca ulaştıktan sonra renk değiştirmek de ayrı bir acizlik tabi.

Sütüne su katmayı uyanıklık sananların sizi getireceği yer sütü bozuklar kuyusudur.

Onun için çevremizdeki erdemli insanların sayısını arttırarak sütümüzü bozdurmama kararlılığında olmalıyız.

Bu tip insanların esip gürlemesi de kimseyi yanıltmasın. Biz, ülkemizde ne esip gürleyenleri gördük, daha sonra arkasını tutarak böcek gibi kaçtılar.

Tarih, fitnecilere, insanlara tepeden bakanlara, yapılan hizmetleri engelleyenlere, kendi çıkarlarını herkesin üstünde görenlere her zaman “rezil” tasmasını takmıştır.

Bize düşen, şehrimize, vatanımıza değerlerimize sahip çıkmaya devam etmek. İyi insanları uyarmak, “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır” öğüdüne uygun yaşamak.

Hakikatin ve doğrunun yanında olmaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zülfikar Özçelik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.



Anket Aşı karşıtlarına soruyoruz? Neden aşı olmak istemiyorsunuz?