Elmas'ın yeniden doğuşunu anlattı!

İşadamı Kenan Sakallıoğlu, Elmas Otel'in oteller zincirinin ilk halkası olduğunu söyleyerek, Sapanca'da da 5 yıldızlı bir otel yapacaklarını açıkladı

Elmas Otel'i yeniden inşa etme fikri sizde ne zaman oluştu? Neden 12 sene beklemeyi tercih ettiniz?

Oteller gençliğimden beri benim bir hobimdir. Tabi yıllar önce Adapazarı'nda bu denli bir tesis yoktu. Gelen misafirlerimizi ağırlayacağımız, yatıracağımız bir yer yoktu. Toplantı, nişan, sünnet, düğün yapacak bir yer bulamıyorduk. Yurt dışı ve yurt içi gezilerimde de hep otellerle ilgilendiğim için ilk fırsatta Adapazarı'nda sosyal ve kültürel yönü kuvvetli bir tesis yapmayı düşündüm. Bu düşüncemizi 1992 yılında 4 yıldızlı Elmas Otel'i açarak hayata geçirdik. O zaman Eskişehir, Bilecik, Bolu ve İzmit'te de böylesi bir tesis yoktu. Elmas Otel birçok faaliyetlere öncülük yaptı o dönem. Daha sonra Adapazarı'nı yıkan deprem bizi de vurdu. İlk zamanlar bir şey düşünmedik çünkü depremden en çok nasibini alan gruptuk. Sonra oteli tekrar yapmayı düşündük ama fiziki şartlar müsait değildi. Adapazarı büyük bir yıkım yaşamıştı, iki kattan fazlasına müsaade edilmiyordu, bir otelin de asgari üç kat olması gerekiyordu. Biz büyük bir şans olarak Elmas Otel'in arkasında 10 dönüm bir arsa almıştık. Orayı da inşaata katarak toplam 12 bin metrekare alana şimdiki otelimizi inşa ettik.

Proje ilk olarak 4 yıldızlı olarak başladı ama sonra 5 yıldıza döndü. Sizi bu karara iten sebepler nelerdi?

Depremden sonra geçen süre zarfında çok şey değişti. Adapazarı'nın sosyal ve fiziki yapısı 5 yıldızlı bir oteli çağırıyordu. Halkımızın gideceği, iş toplantıları düzenleyeceği, yemek yiyeceği, misafirlerini ağırlayacağı, cemiyetlerini yapacağı dört dörtlük bir yer arıyordu; bu da ancak 5 yıldızlı bir otel yapmakla mümkün olabilirdi. Allah kısmet etti, geçen sene 9 Aralık'ta temelini attığımız otelimizi 1 senede bitirmiş olduk. Otelimiz bir bodrum katı artı üç kat olmak üzere dört kattan oluşuyor, bir de çatı katımız var. 132 odada 300 yatak kapasitesine sahibiz, odalarımız fevkalade konforlu dizayn edilmiştir.

Sütten ağzı yanmış bir insan olarak, deprem güvenliği konusunda ne tür tedbirler aldınız?

Teknoloji çok gelişti. Artık işler makinelerle görülüyor ve bu makineler insan gücünün çok üstünde imkânlar sağlıyor. Ayrıca Allah iyi müteahhitlerle çalışmayı nasip etti bize. Evvela otelin altına bin adet kazık çaktık. 12 metre derinliğinde bin adet beton kazık çaktık ve böylece yerin altında bir kaya tabakası oluşturduk. 1999 depremi öncesinde zemin etüdü yoktu, yapı denetimi yoktu, betonlar böylesi teknolojik imkânlarla dökülmüyordu. En iyi demiri aldık ve laboratuvarlara yollayıp test ettirdik, köprü yapımında kullanılan C35 betonunu tercih ettik. Çok sağlam ve güvenli bir otel yaptık. Ayrıca bu büyük bir yatırım ve de hiç kimse yatırımını şansa bırakmaz, onun için bu konuda çok dikkatli davrandık.

Yeni yatırım planlarınız var mı?

Kurmayı düşündüğümüz oteller zincirinin ilk halkasını yaptık. İnşallah ilk hedef olarak Türkiye'nin parlayan yıldızı Sapanca'da da 5 yıldızlı bir otel yapmayı düşünüyoruz. Otelcilik sektörüne dönük, daha doğrusu turizme yönelik yatırımlar planlıyoruz. Bu işi sevdik, bu işi beğendik ve bu işi yapmayı sürdüreceğiz.
Bazı otellerden gerek fiyatların pahalılığından ötürü, gerekse otelin prensip kararları gereği yöre insanı yararlanamıyor. Bu durum Elmas Otel için de geçerli olacak mı?
Şu anda Richmond ve Güral'dan başka 5 yıldızlı tesis yok, onlar da şehirden biraz kopuk. Zaten Richmond çoluk çocuk almıyor. Mesela torunumla Richmond'ta bir yemek yiyemedim. Bunlar tabii ki iftihar edeceğimiz tesisler ama şehirden kopuklar, gidip gelmek de bir hayli zaman alıyor. Bizim kafeteryalarımız, pastanelerimiz, bahçelerimiz, restoranlarımız halkımızın hizmetine açık olacak. Burada kendi ürünlerimizi Sakarya halkına en uygun şartlarda sunacağız, fahiş fiyatlar da olmayacak. Özellikle dondurma ve pastada çok iddialıyız. İtalya'dan en son sistem makineleri getirdik, iyi ustalarla çok kaliteli ve leziz dondurma ve pasta üreteceğiz. Yakın bir zamanda çikolata da imal ederek, kendi çikolatamızı misafirlerimize sunacağız. Kaliteli ve uygun fiyattan Elmas marka çikolatayla tanıştıracağız insanlarımızı.

Düğün, sünnet, toplantı gibi organizasyonlara da ev sahipliği yapacaksınız. Şu ana kadar yaptığınız bir anlaşma var mı?

Düğün ve yemek organizasyonu için şimdiden bir hayli talep aldığımızı söylüyor arkadaşlar. 4 bin 500 metrekarelik bahçemizde 2 bin kişilik düğünler yapılabilecek. 8 adet de toplantı salonumuz mevcut. Sakaryalılar otelimizi hayatının bir parçası olarak görsün. Kabul gününü dahi burada yapsın çünkü kendisine evinde yapacağı masraftan daha ucuza mal olacak. SPA merkezleri, kapalı yüzme havuzu, bayan ve erkek hamamları, masaj ve fitness salonları, saunalar, jakuziler, estetik ve sağlık merkezleri, kuaförler ve diğer tüm tesislerimiz halkımızın hizmetinde olacak.

Peki bu denli büyük bir yatırımı yaparken neden yeniden Adapazarı'nı tercih ettiniz?

Şehre olan vefa duygunuz mu yoksa şehrin ekonomik yönden gelişimi miydi sebep? İstanbul'da da işyerlerimiz oldu ama ben Adapazarı hasretine dayanamadım. Döndüm dolaştım yine buraya geldim. Şehrimin ihtiyaçlarına cevap verebilmek benim için bir onurdur. Adapazarı'nı çok seviyorum ve buraya çok alışmışım. İstanbul'da en güzel yerde evim var ama oraya gittiğim zaman 3 gün sonra geri dönmek istiyorum. Bundan 6-7 sene evvel Yukarı Dereköy'de 20 dönüm arazide bir ev yaptım ve her taraftan Sapanca Gölü'nü seyrediyorum. Büyük bir Adapazarı aşkı ve sevgisi var bende anlayacağınız.

Ekibinizi nasıl oluşturdunuz peki?

Çok iyi bir yönetimi var otelimizin. Çok kıymetli elemanlar müracaat etti. Türkiye'nin dört bir tarafından ama Adapazarı menşeili olan, böylesi bir tesis ilimizde olmadığı için şehir dışında çalışan insanlar başvurdu bize. Sheraton, Hilton ve diğer büyük otellerden gelen elemanlarla çok kaliteli bir ekip oluşturduk. Kat hizmetlerinde çalışan gençlerimiz bile üniversite mezunu, lisan bilen insanlar. Belki yarın otel yöneticisi olacaklar ama bu görevden başlamışlar çalışmaya. Bu donanımlı ve çalışkan gençlerle Adapazarı'nın ve Türkiye'nin geleceğini çok iyi görüyorum ben. Şehrimizden umudumuzu kesmedik

Depremin ardından şehrin bu kadar çabuk toparlanacağını ve bu yatırımı yeniden yapacağınızı düşünüyor muydunuz?

O büyük yıkımdan sonra siz de herkes gibi, "Bu şehir artık bitti" demiş miydiniz? Otelcilik hayatım boyunca, her milletten insanı ağırladım. Amerikan, İngiliz, İtalyan, Alman, Japon, İtalyan, Fransız... Ben o zaman şunu keşfettim ki biz hakikaten çok üstün bir milletiz. Osmanlı kültürüyle yoğrulmuş, Atatürk inkılâplarıyla hayat bulmuşuz; genç bir nüfusa sahibiz. Türk insanı imkân verildiği zaman mucizeler yaratabiliyor. Pratik zekâlı, çok çalışkan... O yüzden ülkemi ve şehrimi seviyorum. Adapazarı çok kısa bir zamanda kalkındı, bunu görmek için şehri gezmek yeterli. Depremden sonra ne kadar büyük işler yapıldığını ve başarıldığını hep beraber gördük ve yaşadık. Şu an şehrin her tarafından hayat fışkırıyor. Şehri terk edenler geri döndü. Bizim depremden hemen sonra bazı işyerlerimiz yıkılmıştı, hemen 2 ay sonra 7 bin 500 metrekare depomuzu tamamlayıp tekrar faaliyete başlamıştık. Yani biz bu şehirden umudumuzu hiç kesmedik.

Yatırımınızın karşılığını alabilecek misiniz? Hiç acaba zarar eder miyim diye düşündünüz mü?

Zira hala halkın alım gücünün yeterli seviyede olmadığı söyleniyor... Büyük alışveriş merkezleri ilk yapıldığında da aynı şeyler konuşuluyordu. İş yapamazlar deniliyordu. Böyle olmadığı kısa bir zamanda anlaşıldı ve yenileri açılmaya başladı. İzmit artık sanayiye doydu ve sanayi şimdilerde Sakarya'ya kayıyor. Sanayinin gelmesiyle birlikte Adapazarı daha da gelişecek ve bu tür tesisler bile bir zaman sonra yetersiz kalacak. Ben 62 senelik esnafım. Uzunçarşı'da mağazalarımız vardı. O zaman Uzunçarşı'dan geçen insanları sayabiliyorduk, şimdiyse akın akın insan görüyoruz. Alışveriş merkezleri de hayli hareketli. Biz bildiğiniz gibi aynı zamanda FİAT bayisiyiz. Ayda 100 araba satıyoruz. Parası olmayan insan 30-40 bin liraya araba alabilir mi? Bizim zamanımızda insan ayağına ayakkabı alırken düşünüyordu. Şimdi özellikle hanımlar araba kullanıyor, bazı ailelerde her bir ferdin arabası var. Böylesi bir ortamda alım gücünün azlığından bahsedilebilir mi? Biz kriz günlerini de yaşadık, 70 sente muhtaç olduğumuz günleri de biliyoruz. Ama şu an ülke ve şehir altın çağını yaşıyor. "İşim kötü, iş yapamıyorum" diyenlerse bence işlerini gözden geçirsin.

Otelinizde alkollü içecek olmayacak. Büyük paralar kazanabilecekken ve de özellikle yabancı müşterileri kaybetme riski doğabilecekken neden alkol satmama kararı aldınız?

Eski otelimizde alkol servisimiz vardı, bu yüzden çoluğuyla çocuğuyla aileler gelemiyordu. Bize ailelerimiz lazım, Adapazarı'nın insanları lazım. Hatta rahat rahat yemeğini yemeleri için çocuklar için de ayrı bir bölüm yaptık ve başlarına deneyimli refakatçiler görevlendirdik. Çok zayıf birkaç tenkit aldım ama ekseriyet tebrik ediyor bu kararımızdan ötürü. Ben şahsen de alkol kullanmıyorum. Kendi prensiplerime ve inancıma dayanarak bu kararı aldım. Bundan sonra da bizim işletmelerimizde içki olmayacak. Aile olarak aldığımız bir karardır bu.

Bunca yıldır tüm işlerinizi başarıyla yürütüyorsunuz. Bu başarının sırrı nedir?

Birincisi disiplinli bir şekilde çalışmak, ikincisi de doğruluk ve istikrar. Bir kere verdiğiniz sözleri tutacaksınız ve dürüst olacaksınız. İşlerinizde durgunluk, gerileme, ilerleme olabilir; her şartta işinize sahip çıkacaksınız. Hiçbir başarı tek başına elde edilemez, bu yüzden iyi ekipler kuracaksınız. Kurduğunuz ekibi de sürekli denetleyecek ve kontrol edeceksiniz. Şimdi bilgisayarlardan ne olup bittiğini görüyorsunuz. Her dakika işlerimi takip ediyorum. Kızım, damadım ve koordinatör arkadaşlarla her sabah toplantı yaparız. Tabi bunca çalışmanın yanında şans da yanınızda olacak.
Bir gününüz nasıl geçer?
Yaş ilerleyince uykudan biraz kıstık. Ben her sabah 5.30'da uyanır ve sabah namazını kılarım. Sonra koşu bandında yarım saat yürüyüş yaparım. Sonra duşumu alır, kahvaltıya geçerim. Torunumu okuluna bıraktıktan sonra da işyerine giderim. Hemen hemen bütün günüm çalışmakla geçer. ÇOCUKLUĞUMU ÇOK ÖZLÜYORUM - Eski Adapazarı'nı özlüyor musunuz? Özlememek mümkün mü? Çocukluğumu çok özlüyorum. Evimizin çok büyük bir bahçesi vardı. Amcamlar, halamlar; 10 dönüm bir yerin etrafında evlerimiz vardı. Gençliğimizde Adapazarı bağlık bahçelik bir yerdi. Ağaç tepelerinde, at sırtlarında, çıplak ayakla toprağa basarak büyüdük. Kümesten yumurtayı alır, kırıp içerdik. İneklerimiz vardı. Taze sütümüzü içer, peynir ve yoğurdumuzu ve de ekmeğimizi kendimiz yapardık. Şimdi benim torunum ağaca çıkamıyor. Biz Kangal köpekleriyle yatar kalkardık. Böyle bir çocukluk yaşayan, bu mutluluğu yaşayan var mı şimdi? Korkunç bir akrabalık, komşuluk dayanışması vardı ayrıca. Biz böyle büyüdük. Şimdi bol konforun içinde, geniş imkânlarla yaşlılığımızın keyfini sürüyoruz. Güzel insanlarla bir arada olup, güzel işler yapıp, şehrimizde yaşamanın keyfini sürüyoruz.
Yenihaber Gazetesi'nden alınmıştır

18 Aralık 2011 - --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 3.000.844 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Koronavirüse karşı sizce ne gibi tedbirler alınmalıdır?