Okan Müderrisoğlu ile 40 soruda Adapazarı

Yazar Fahri Tuna bu hafta Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu ile Adapazarı'nı konuştu

Haber Resmi
Haber Resmi
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Gümrükönü söyleşilerinde bu hafta;
44 yıllık ömrünün sadece 9 yılı (1977-86) Adapazarı'nda geçmesine
(ilkokul 4 ve 5, ortaokul ve lise) rağmen,
müthiş ve mükemmel bir Adapazarı gözlemcisi ve sevdalısı olan,
şu anda Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi
Okan Müderrisoğlu ile
'Eski Adapazarı'nı konuştuk.
keyifle okuyacak, şaşıracak ve çok mutlu olacaksınız.

1- 'Ada' deyince, 'Adapazarı' deyince aklınıza ilk ne gelir?

Benim çocukluğum gelir aklıma 'Ada' deyince. Doğru eskiler ona 'Ada' derdi. Bir güzel taraf daha gelir. Çok farklı yerlerden gelmiş, farklı kökenden insanlar vardı. Çerkezce konuşanlara rastlardım, Abhazca konuşanlara rastlardım, Lazca konuşanları bilirdim. Karadeniz'den gelenler, Balkanlardan gelenler vardı. Hepsi ortak bir kültürün içinde bir arada çok iyi yaşardı. Çok müthiş bir kültürel zenginlik vardı ama asıl önemlisi, bu insanlar birbirleriyle çok uyumlu yaşardı.
Çocukluğumun Adapazarı'nda esnaflık ilişkileri, aile ilişkileri, komşuluk ilişkileri çok iyiydi. Hiç dışlayıcı değildi. Herkes temel kültürünü de çok iyi yaşardı.

2- Adapazarı'nda yaşamış olmak sizi etkiledi mi?

Şunu söyleyeyim: Eğer Adapazarı'nda yaşamasaydım hayata bakışım böyle olmazdı; bugün bütün farklılıkları anlamaya, her birini değerlendirmeye, onlarla birlikte yaşamaya, herkesin kendi özel değerlerine saygı göstermeye çalışan bir düşünce tarzım var; bunu büyük ölçüde Adapazarı'na borçluyuyum.

3-Adapazarı'nda ilk nerede oturdunuz?

İlk geldiğimizde Eser İlkokulu yakınında oturduk, o zaman yeni yerleşim bölgesiydi orası. 1977-78.

4- Hangi vesileyle yerleştiniz Adapazarı'na?

Babam tayin olmuştu Adapazarı'na? Emekli astsubay babam şimdi. Kıbrıs gazisidir, uzun süre gaziler derneği başkanlığı da yaptı.

5-İlkokulu nerede okudunuz?

Eser İlkokulu'nda. Saffet Birkan'ı hatırlıyorum ilkokulda; yetişmemizde büyük katkısı olmuştur.

6- Ortaokul yıllarınız?

Sonra Çark caddesinde oturduk. Atatürk Ortaokuluna, lisesine gidişimiz ondan. Ortaokulu, Adapazarı Lisesi'nin orta kısmında okudum. Ben başladığımda Adapazarı Ortaokulu'ydu adı, lise kısmı da vardı, henüz Atatürk Lisesi değildi adı. Bizim ortaokulu nadı şimdi Dr. Nuri Bayar İlköğretim Okulu olmuş. Yatılı öğrenciler vardı, karşıda, bizim bulunduğumuz binanın karşısında. Tümene, şimdi adı Tugay olmuş, yakın binada ortaokulu okuduk biz, Sedat Kirtetepe Caddesine yakın binada ise lise biri.

7- Adapazarı Atatürk Lisesi öğretmenlerinizden hatırladıklarınız?

Tabii çok zaman geçti. Meselâ bir Sevim Kahyaoğlu vardı, eşi de doktordu, Edebiyat öğretmeniydi, hepimize çok katkısı olmuştur. Çok özellikli biriydi. Sonra Nevzat bey vardı, Nevzat Tarım, matematik hocası. İlyas bey vardı, Nevzat Sümbül, fizik hocası. Çok güzel insanlardı gerçek
ten.

8- Öğrenci arkadaşlarınız kimlerdi, hâlâ görüştükleriniz?

Recep Hacıeyüpoğlu, İstanbul Hukuk Fakültesi'ne gitti, avukat oldu, Adapazarı'nda, Sakaryaspor başkanlığı da yaptı. Ahmet Demir mühendis oldu, şimdi kendisi mobilya ? mutfak dolapları üzerine çalışıyor, Adapazarı'nda.Nagehan Özdemir Çolakoğlu, şimdi Akpartinin Erenler teşkilatındaymış. O da çok zekiydi. Fatma Salihoğlu vardı, o da eczacı oldu. Çok var da, ilk aklıma gelenler bunlar.

9- Adapazarı Atatürk Lisesi'nin dünü bugünü?

Bundan üç sene önceydi; ben lisenin mezunlar gününe gittim. Lisenin müdürüyle tanıştık, bilmiyorum hâlâ aynı mı? İmkansızlıklardan şikayet etti, bir salonun olmamasından söz etti. Biz1984'ün 85'in şartlarında, o imkânsızlık denilen şartlarda okuduk biz; okul başlamadan bir hafta önce bütün arkadaşlarımız elimize zımparayı alır, sıraları bir güzel zımparalar, o sıralar bayağı incelmiştir, sonra vernik çekerdik. Yani okulun bakımını neredeyse kendimiz yapardık. Ama Türkiye'deki en iyi 100 lise içindeydi Adapazarı Lisesi. Dershane olgusu da pek yoktu. Benim bütün arkadaşlarım üniversite okudu. Birisi bir sene sonra, diğeri iki sene; ama hepsi kazandılar, bitirdiler. Okulumuz eğitim itibarıyla çok özellikliydi. Şimdi sordum, Adapazarı'ndaki en kötü liselerden birisi durumuna düşmüş!

10- Çark Caddesi günleriniz?

Bir süre Çark caddesinde oturduk, askeri lojmanda.

11- Arabacıalanı günleriniz?

Daha sonra stadyumun ilerisinde Serdivan'a doğru Arabacıalanı vardı, o zaman yeni yerleşim bölgesiydi, bir süre de orada oturduk.

12- İmam-Hatipli Anılar?

Lojmanda otururken, İmam-Hatipli arkadaşların dersliklerine ve top oynadıkları alana bakardı bizim oturduğumuz lojman penceresi. Çoğunu çok yakından tanırdık, çok zeki çocuklardı, evde kurabiye börek yapılırsa rahmetli annem onlara gönderirdi.

13- İmam-Hatip'in Bekçisi?

İmam-Hatip'in bir bekçisi vardı, o bizden çok çekti biz de ondan çok çektik. İmam Hatip'in bahçesinde çok güzel çiçekler olurdu, baharda açtığında duvardan atlar koparırdık. O bizi bayağı kovalardı, hiç yakalanmadık ama adamcağız söylenirdi bize. O bahçede de çok vaktimiz geçti bizim.

14- Zihninizdeki Çark Caddesi?

Aslına bakarsanız; bir stat var. Sakaryaspor'un tüm maçlarını hissederdik. Bütün uğultusu gürültüsü bize gelirdi. Ve böyle bir kalabalık dökülürdü. Sakaryaspor şampiyon olup 1.Lige (bugünkü Süper Lige, Okan bey 1981 Mayısındaki şampiyonluğu anlatıyor.f.t.) çıkmıştı. Başta Çark caddesi olmak üzere, Uzunçarşı, her taraf yeşil siyahlı bayraklarla donatılmıştı. Hatta Adapazarı'nda yeşil-siyah kumaş kalmamıştı da, İzmit'ten İstanbul'dan getirdiklerini çok iyi hatırlıyorum.

15- Çark'taki Lunapark?

Stadın orada Lunapark kurulurdu, mesire yerinin bitişiğinde. Şimdi kalıcı olmuş, daha iyi olmuş. Çocukluğumuzda lunaparkla mesire yeri vazgeçilmezdi. Bugün de hâlâ değerlidir kuşkusuz.

16- Çark Mesire?

Bir hafta sonu, bir bayram olsa da hani bir gitsek derdik. Hani bir bayram harçlığı olsa da çarpışan arabalara binsek diye içimiz giderdi. Eskiden o çarkı o değirmeni de sürüklerdi insanı yani. Sonradan sembolik düzenlendi orası. O derenin nasıl temiz olduğunu, sandallarla nasıl gezildiğini de anlatırlardı büyükler, ben dinlerdim.

17- Yeşil-siyah denince?

Bir sene Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geldim, o sene Sakaryaspor, Konyaspor'la çekişiyordu. Müthiş rekabet vardı. Onlar yeşil-beyaz, biz yeşil-siyah. Son maçta şampiyon olmuştu Sakaryaspor, averajla. (Okan bey Mayıs 1987'deki Süper Lige çıkış şampiyonluğunu anlatıyor .f.t.) Konyaspor'un yaptığı, olmadık şey kalmamıştı, ben çok iyi hatırlıyorum.

18- Sakaryaspor deyince?

Sakaryaspor bizim için aidiyet duygusu gibiydi. Oğuz, Aykut, Fenerbahçe'den gelmiş Tuna vardı, Turan vardı, Engin vardı. O Sakaryaspor gerçekten iyi Sakaryaspor'du ve kök söktürürdü büyük takımlara. Çok ciddi oyuncu da gönderirdi büyük takımlara. 1988'de Türkiye Kupası Şampiyonu da olmuştu.

19- Islama köfte?

Ben bugün bile bulduğum her yerde yiyorum. Ankara'da bir iki yer var, arkadaşları da götürüyorum. Babam memurdu ama bizi her hafta Adapazarı'nda ıslama köfteye götürürdü. Belli başlı yerlerimiz vardı. Hacıbaba vardı, İşbankasının arkasında, Uzunçarşı'nın baş tarafında. Islama köfte bugün bile vazgeçilmezdir bizim için.

20- Kabak tatlısı?

Adapazarı kabağı ve kabak tatlısı bir vazgeçilmez lezzettir. Ben zannederdim ki sadece biz biliyoruz, ben Adapazarı'nda olduğum için. Sonra Ankara'ya gelince bana sipariş verenler olduğunda şaşırmıştım, demek ki çok biliniyormuş diye. Biz sadece kendimiz yiyoruz zannederdik. Ben çok ama çok severim. Ama cevizi fındığı tam olacak.

21- Enişte'nin Ayranı?

Hiç unutmam! Adapazarı'na ilk geldiğimizde dayım rahmetli ilk buraya, Uzunçarşı'nın başındaki yerine götürmüştü. Şöyle de ilgimizi çekmişti, biz de Susurluk'tan tayin olup Adapazarı'na gelmiştik. Susurluk'un ayranı da çok güzeldir. Onu çok severdik, bir daha bulamayacağımızı düşünür bayağı bir üzülürdük. Uzunçarşı'nın başında Enişte'nin Ayranı'nı görünce 'kaybettiğimiz bir şeyi bulmuş gibi' sevinmiştik.

22- Adapazarı ekmeği?

Ankara'ya gelince bende en çok travma yaratan konu o oldu; burada da halk-ekmek var, Allah'ın gücüne gitmesin de hani, 'bu ekmekse o ne' gibi bir durumdur gerçekten. Özellikle Pazar sabahlarının vazgeçilmeziydi. Bazen ben giderdim, çoğu zaman da kız kardeşim Aylayı gönderirdik. Biz daha çok Resul Dayı'nın ekmeğini tercih ederdik. Güzel, eski fırınlar, küçük odun fırınları vardı. Hoştu o ekmekler gerçekten.

23- Adapazarı'nın helvası, şekeri, tatlısı?

Gülseven helvayı çok iyi hatırlarım ben. Bir akrabamız vardı, evlerinin altında akide şekeri üretirdi. Daha doğrusu öyle bir atölyede çalışırdı. Koca kazanlarda o şekerin böyle nasıl hazırlandığını, ağda kıvamında içine fındığın nasıl konduğunu, renklendirildiğini, sonra nasıl kurutulup ince ince kesildiğini ve paketlendiğini görürdük yani. Adapazarı akidesinin yapılışını bir şekerci ustası kadar izlemişimdir. Bir komşumuz vardı, onlar da Adanalıydı, onlar da halka tatlısı yapıp satarlardı. Adapazarı'nda camekanlı üç tekerlekli bisikletlerle satış çok meşhurdu o zamanlar, tatlı başta olmak üzere.

24- Adapazarı sinemaları?

Havuzlu Çarşı'da Müftüoğlu Kırtasiye'nin üzerindeki Yıldız sinemasını hatırlıyorum. Biz çocukken okulca da götürürlerdi bazı filmlere, daha çok tarihi konulu. Orduevinin karşısında Saray, ortaokulun karşısında Atlas sinemaları vardı. Çark caddesinde Tümen komutanının bitişiğinde askeri sinema vardı, Cumartesi Pazar açıktı aslında. Hafta içinde pek geleni gideni yoktu. Arada bir de oraya giderdik. Okulca bir filme gitmiştik, II. Dünya Savaşı sonunda Berlin Duvarının yapılışını, Doğu Almanya'dan Batı Almanya'ya kaçışı anlatıyordu. Özgürlüğün ne olduğunu çok iyi anlatıyordu. Seneler sonra o duvarın yıkılışına tanık oldum ben, gazeteci olarak.

25- Orhan Camii?

Aslında Orhan camii, Yenicamii; daha çok bu ikisi, daha çok bir buluşma yeri gibiydi; açıkçası simgesi gibiydi. Etrafı çok iyiydi, çevredeki esnaf çok iyiydi. Ve toplumsal nabız yeri gibiydi.
Gümrükönü turları olağanüstü bir şeydi. Nereye çıkacaksınız, yürüyüş yapacaksınız? Biraz Çark caddesi, ve bulvar? Yenicami'den Karaağaçdibi'ne kadar uzanırdı ama daha çok Orhan Camii-Yenicami bölgesi.

26- Gümrükönü?

Ama ne hoştu; Gümrükönü diye tabir edilen yerin etrafındaki ağaçlar, çay bahçeleri... Hatta bizim ilk geldiğimizde onun yan tarafında küçük küçük sıralı lokantalar vardı. (Okan bey Ankara caddesi başından doğuya doğru uzanan Direkli çarşıyı anlatıyor.f.t.) Çok çok hoştu.

27- Uzunçarşı?

Uzunçarşı deyince aslında bir çok şey söyleyebilirim: Anneler gününde hediye aldığımız yer olarak da söyleyebilirim, bayram alışverişi yaptığımız yer olarak da söyleyebilirim. Ama asıl önemlisi; insanlık, dayanışma, güven? hepsini söyleyebilirim!Çoğu zaman o günün şartlarında veresiye alış-veriş yapılırdı, taksitle alış veriş yapılırdı ama nasıl müthiş tüccar insanlardı, iyi insanlardı: İnsan sarrafıydılar! Hâlden anlarlardı. Çok çok güzel insanlar var hafızamda Uzunçarşı'dan kalan. Şimdi çoğunun ismini unuttum ama, öldülerse Allah rahmet eylesin. Uzunçarşı aslında bir insanlık alanıydı.

28- Ayakkabıcılar İçi?

Osmanlı-Selçuklu çarşı geleneğinin yaşandığı, yaşatıldığı hani küçük esnaflı, hani ben kazandım komşum da kazansın geleneğinin sürdürüldüğü, vahşi kapitalizmin olmadığı bir yer gelir bana Ayakkabıcılar içi. O çarşıları iyi bilirim. Okul başlamadan önce ayakkabılarımızı, spor alışverişlerimizi oralardan çok yaptık.

29- Tozlu Camii?

Tabii hatırlarım; yangın filan da çıkmıştı orada. Onun çevresi de aslında bir ticaret alanı gibiydi, toptancılar vardı, hemen ilerisinde bir pasaj vardı, orası da uğrak yeri gibiydi. (Okan bey Kapalıçarşı'yı anlatıyor. f.t.)

30- 17 Ağustos 1999 Depremi?

99 depreminde hem Adapazarı'na, hem de Düzce'ye hemen geldim. Çocukluğumda babam Gümrükönü'nde yaşıtlarıyla sohbet ederdi çay bahçesinde, onlar 1967 depremini anlatırlardı. Adapazarı'nda yeni yeni 5-6 katlı binalar yapılmaya başlandığında bunun çok yanlış olduğunu söylerlerdi. Onlar hep Maltepe'yi, Hızırtepe'yi, Serdivan'ı söylerlerdi, Karasu-Kefken yolunu, buralarda ev yapılması gerektiğini söylerlerdi. Ama işte şehrin en güzel, en çok da korunması gereken tarım alanları yapılaşmaya açıldığında, 'bir gün bunu geri alacaklar' diyordu yaşlılar. Ben Hasırcılar'ın eski hâlini çok iyi hatırlarım. Hasırcılar'ı depremden sonra gördüğümde bir tek camiyi hayal meyal çıkarabildim. Her yerin nasıl darma duman olduğunu görmüştüm. Çok sayıda memleket gezdim ben. Özellikle başkentlerde onların tabiriyle 'old-town' denilen 'eski şehir' merkezi vardır. Ve bugün en cazip yerler oralarıdır. Modern alış veriş merkezlerini her yerde buluyorsunuz ama sizi yüz yıl, iki yüz yıl, üç yüz yıl geriye götürecek yeri? Adapazarı'nda aslında hemen her yer ? belki meslek faaliyetleri nedeniyle- böyleydi. Ama sonra gerçekten darma duman oldu.

31- ATSO?

Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası'ndan burs aldım Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okurken. Bugün hâlâ zaman zaman görüştüğümüz insanlar var, Erol bey var, eski başkan. Yeni başkanla da tanıştım ben, daha sonra. Uzunca bir süre, yaklaşık üç buçuk yıl, Siyasal'da okurken ATSO'dan burs aldım. Türk Ticaret Bankası vardı o zaman, aslında Türk Ticaret Bankası da köken itibarıyla Adapazarı bankasıdır, Siyasal'ın da tam karşısında, burada Ankara'da Cebeci'de Ticaret Bankası vardı, her ay oraya giderdik, o zamanki parayla 20 bin liraydı, iyi bir harçlıktı bizim için. Ama ben de Siyasal'ı birincilikle bitirdim bu arada (gülüyor). Sonra Erol beyle tanıştım, gerçi ben bana verilen bursu fazlasıyla ödedim ama, 'burs verdiğiniz bizim gibileri zaman zaman bir araya getirin, imkânı olanlar genç arkadaşlara burs versin' diye söyledim ama sonrası, pek gerisi gelmedi İlgiliyimdir hâlâ.

32- Yorgalar?

İlk duyduğumda o kadar tuhaf gelmişti ki bana. Adapazarı'na Almanya'dan belediye otobüsleri gelmişti yeni. Biz çocukken bu otobüslere biner bu semtleri dolaşırdık. Otobüsten de inmezdik, tekrar tekrar dönerdik, artık otobüs şoförleri de bizi tanımıştı. Yorgalar başta olmak üzere, bazen ismi, bazen bulunduğu yer? Adapazarı'nın bizce keşfedilmesi gereken yerleri vardı. İlk başta da Yorgalar; merak etmiştik: Burada kimler yaşıyor, adı neden Yorgalar diye... On bir, on iki yaşarlındayken.

33- Erenler?

Erenler'in kavram olarak ne olduğunu bilmiyorduk biz. Sonra bir şehir efsanesi duyuldu: Böyle iki metre, üç metre insanlar varmış, bunlar komutanlar, din alimleriymiş, rahmetli olunca oraya defnetmişler filân denirdi. Aslında Erenler çok uzaktı. Adapazarı'ndan trafiğin (Okan bey şimdinin İl Emniyet Müdürlüğü çevresini kastediyor.f.t.) oraya kadar gidilirdi. Sonra o alperenlerin upuzun adamlar olmadığı, birlikte gömüldüğünden öyle göründüğü ortaya çıkmıştı.

34- Erenler Mezarlığı?

Artık Hak vaki olursa, herhâlde defnedileceğimiz yer olabilir. Rahmetli annem orada, 1983'te vefat etmişti. Dolayısıyla aile mezarlığımız var orada. Otuz yıldır biz her bayram, ramazan kurban ayırmadan, ilk olarak oraya gideriz. Adapazarı'na girdiğimizde ilk oraya gider, ziyaretimizi yaparız, ondan sonra eş dost ziyareti yaparız. Yenicami'nin orada, eski bir dükkân vardır hâlâ, Köfteci Mustafa, oraya gideriz genellikle. Bazen açık olursa Çark Mesire'nin orada Köfteci İsmail'e gideriz ıslama köfte yemeğe. Biz daha çok eski usul yeri tercih ediyoruz.

35- Sakarbaba Türbesi?

Erenler'e çıkılmazdı ama ön tarafta bir türbe vardır. Erenler Mezarlığına çıkmadan önce, Sakaryaspor her sezon açılışında oraya gider dua ederdi. Sakarbaba Türbesi. Onun da hikâyesi güzeldir, en azından çocukluğumuzda bize anlatılan Sakarbaba Türbesi.

36- Hızırtepe?

Kocaman bir bina vardı, SSK Hastanesi derlerdi. Doktorlar, eczaneler, Allah Allah dedik, ilk kez sağlık ülkesini ilk kez oradan fark etmiştik. Bisikletimiz vardı, zorlanırdık yokuşu çıkmayı ama inmesi çok keyifli olurdu.

37- Serdivan?

Bizim geldiğimiz zaman (1977) kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdi açıkçası. Büyükçe bir Serdivan köyü vardı. Ve neredeyse stadyumdan sonra arabanın geçtiği bir yer de değildi orası. Şimdi Adapazarı'nın en güzel yerlerinden birisi, en havadar, en manzaralı, en yeşillikli. Biz Serdivan'a pikniğe giderdik, gezmeye giderdik. O yol üzerine bayramlarda lunaparklar gelirdi.
38- Sapanca gölü?
Yüzmeye Sapanca gölüne giderdik, trenle giderdik çoğu zaman. Lisedeyken, lise günleri gibi yapardık, arkadaşlarla topluca, kızlı erkekli grup. Sapanca gölünün kenarı çok güzeldi. Bugün Sapanca gölüne bakan o villalar henüz yapılmamıştı.

39- Alifuatpaşa-Geyve-Taraklı?

Bir yönüyle inkılap tarihini çağrıştırır ama o evleri, tarihi dokusu, olağanüstü doğası ve bereketli toprakları ve nehriyle... çok iyi bilirim, hatırlarım. Mekece'den yukarıya yol gider, önce İznik tarafına, daha sonra da Bursa'ya bağlanır, oradan da çok gitmişliğimiz vardır Mekece'ye. Geyve-Taraklı tarafı çok özeldir, çok güzeldir. Bir arkadaşımız vardı lisedeyken, Taraklı'dan gelirdi, yatılı okurdu. Onun memleketi. Biz çok merak ederdik. Bir hafta sonu gezmeye gitmiştik, çok güzeldi, Mümkünlü reklamlarının orada çekildiğini görünce, 'doğru bir yeri seçmişler' dedim içimden.

[]40- Adapazarı'ndan en çok özlediğiniz üç şey?
Uzunçarşı başında ıslama köfte yemek en başta. Çark Mesire'de çocukluğuma dönmek ve her tarafı çiçeklerle bezenmiş Gümrükönü'nde, herkesin en güzel kıyafetleriyle giyinip geldiği, kimsenin kimseyi rahatsız etmediği genellikle yaz akşamlarında geç vakte kadar arkadaşlarla yürümek, yürümek yürümek...

12 Nisan 2012 - --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.974.913 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Koronavirüse karşı sizce ne gibi tedbirler alınmalıdır?