Adapazarı'nın kendine özgü bir mimarisi var mı?

Yazar Fahri Tuna, Mimar Muhammet Dayal'la Adapazarı mimarisini konuştu..

Haber Resmi
Haber Resmi
+6
Haber albümü için resme tıklayın

"Adapazarı'nın kendine özgü bir mimarisi var mı, yok mu?"
1930'ların gümrükönü, çark caddesi, izmit caddesi, uzunçarşı mimarisi...
Noter binası, Cevat Beyin Konağı, Yeni Camii...
Şeyh Muslihiddin Camii, Tozlu Camii, Taraklı Evleri...
Sizden/bizden/içimizden bir mimar' kendi şehrinin / Adapazarı'nın mimarisini irdeliyor...
Adapazarı'nın bilge mimarı Muhammet Dayal'la, 40 soruda Adapazarı mimarisini ve çizdiği tozlu camii mimarisini konuştuk.

1) Mimar kimdir?
Tanzim edendir?
Neyi? İnsanın yaşam konforunu mekânlarla yakalamaya çalışan kişidir. Mekânlar açık, kapalı, yarı açık da olabilir.

[2) Mimari nedir?

Mimarın ürettiğidir. Bunun sanat değeri olup olmaması ayrı bir tartışma konusu olabilir. Bir ressam bir eser üretir veya bir müzisyen bir eser üretir, o gün anlaşılamayabilir, o sanatçı da 'gelecekte bunu anlayanlar çıkacaktır' der ve haklı da çıkar. Ama mimarın böyle bir lüksü yoktur: Mimar o günün ihtiyaçlarını karşılayacaktır, gelecek nesiller de ondan aynı konforu alır. Mimarın gizli gündemi olmaz, mimar yüz metre koşucusu değil maratoncudur.

3) Adapazarı'nda mimari?

2012 yılı itibarıyla konuşuyorum: Şu anda Adapazarı'nda bir mimariden söz edilemez. Ben de dahil. Acımasız eleştiririm. Mimariyi halka mimarlar tanıtmadı veya algılatamadı. Bunu açık ve net söylüyorum: Kaçak olarak yapılmış veya kalfanın yapmış olduğu bir yapı ile hemen yanında bir mimarın tasarımını yaptığı yapı birlikte gözlemlendiğinde, halk 'şu yapıyı mimar yaptı' diyemiyorsa, ki diyemiyor, buradaki eleştirimiz halka değil biz mimarlaradır. Yapısalı bıraktık hep yapıştırma işlerle uğraştık.

4) Estetik?

Yapıdaki iç tasarımın dışa oranlı olarak yansımasıdır. Estetik eser budur.

5) Adapazarı'nda Estetik?

Adapazarı'nda 1960'larda yok olmaya başlayan bir estetik olgudan elbette söz edilebilir. Estetik tahribat 1999 Depremine kadar devam etti. Devamlı irtifa kaybederek üstelik. 1999'dan sonra kayıp devam ediyor ama kulvar değiştirdi; son on yılda Adapazarı mimarisinde 'sonradan görmüşlüğün', snopluğun, züppeliğin daha bir derinleştiğini gözlüyoruz. Hazmedememişlik hakim oldu mimarimizde.

6) Adapazarı Estetik Kurulu?

Her türlü mimari tasarıma müdahil olma yetkisi belediye kanununda hep vardı' ama 1999 depremi sonrası Adapazarı Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurumsal olarak 'Estetik Kurul' oluşturuldu, 2002'teydi sanırım başlaması. Kurumsal temsilcileryanında mimar olarak Muhammet Dayal, Ankara'dan Mimar/Şehir Plancısı Ebubekir Özmert, Bursa Koruma Kurulu Müdürü Atilla Bey, İnşaat Mühendisi Nuri Paker, Fotoğraf Sanatçısı Hüsnü Gürsel, Makine Yüksek Mühendisi/Yazar Erdinç Şumnu... amacına bayağı uygun, hizmet edebilecek bir estetik kuruldu. Estetik kurullar, toplumun ortak beğenilerini temsil eden bir kurullardır. Adapazarı'nın yeniden yapılanması sırasında, şehre mimari bir hassasiyet ve bakış kazandırma yönünde önemli katkıları olduğu söylenebilir. Örneğin bugün TZDK arazisi yapılaşmaya kapalı olarak parka dönüştürülmüşse, o kurulun çabalarının ürünüdür diyebiliriz. Parkın nevini değiştirdik. Ancak bu tür kuruluşların uzun süreli olması ve verimli çalışması zor.Zamanla irtifa kaybederek etki alanı daraltılmış durumdadır bugün.

7) Adapazarı Orhan Camii-1326?

Orhan gazi tarafından burası bir köy iken fethedildiğinde, ovanın ortasında bir köy, temin edebildiği tek malzeme ağaç ve kerpiç olduğundan, o günkü Orhan Camiinin ahşaptan yapılması kadar doğal ne olabilir. Resulullahın Medine'deki mescidinin nasıl eleştiremezsek, 1326'nın ihtiyaç ve imkânlarında Adapazarı Orhan Camii ahşaptan yapılmıştır.

8) Orhan Camii-1895?

Büyük İstanbul Depremi'nde (1894) Adapazarı Orhan Camiinin de büyük oranda tahrip olduğunu biliyoruz. Dönemin kaymakamı Mehmet Nüzhet Bey, eski camiinin tavan ve çatısını koruyarak, duvarlarını kagirden inşa ettirmiş. Minaresini de yenilemiş. Orhan Camiinde 1890'ların hakim mimari anlayışının temel izlerini görüyoruz. Özellikle pencere sisteminde. Mehmet Nüzhet Paşa'nın mevcut değerlere, yeni değerler ilave ederek katkı yaptığını söyleyebiliriz; eskiden kopmayarak üstüne katkı yapmış; bugün de olması gereken bu...

9) Orhan Camii-2012?

Bazı çizgileri kalmış olmakla beraber, 2012 Orhan Camii için tahribat görmüştür diyebilirim. Dış cephe boyası, minaresi, giriş portiği, aliminyum kaplamaları vs..Bir bütünlük yok; birbirini tamamlayan elemanlar yok.

10) Ağa Cami?

Bir çarşı camii, bir esnaf camii olarak 1750'lerde, o günkü imkanlarla yapılmış, o günün belgesini taşıyan bir eserdir. Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma kurulu tarafından tescillenmesinin de ana esprisi bu. O günkü kültürü bize anlatılması.

11) Devoğlu Mustafa Ağa?

Bilebildiğimiz akdarıyla Orta Camiini inşa eden ve alttaki şadırvana yaptırdığı Çark'tan su getiren, 1700'lerde yaşamış Adapazarılı bir hayırsever olarak biliyorum ve rahmetle anıyorum.

12) Orta Camii?

Yine 1725'lerim imkânlarıyla ahşap olarak yapılmış esnaf camisidir. Osmanlının mantığı şudur: Selatin yani büyük merkezi sultan camileri dışında, çarşı ve mahallelerde mescid hükmünde ibadethaneler vasfındadır. Çevresi esnaf ağırlıklıdır. Ahşaptan yapılmasına rağmen son elli yılda yağlı boya sürülmüş olduğundan tahribat görmüştür. Zira yağlı boya sebebiyle ahşap nefes alamamaktan hızla çürümektedir.

13) Gubarizade Ailesi?
Tozlu Camiini bina eden ve gelir kaynaklarıyla onu besleyen Adapazarlı hayırsever bir aile. Ailenin reisi olarak Gubarizade el-Hac Ahmet Efendi, yaptırdığı camiyi yaşatmak için, etrafında dükkanlar ile yakınında Küçükhamam, bugün Kent Meydanında ise Büyük Hamamı yaptırıp gelirlerini vakfetmiş bir büyüğümüz. Allah mekânını cennet eylesin.

14) Tozlu Camii-1837?

Gubarizade Ailesinin, 1830'ların imkanlarıyla ihtiyaca binaen yaptırdığı, duvarları kâgir-yığma, çatısı ahşap iki katlı bir camii. Dış yansıması Uzunçarşı dokusuna uygun yapılmıştır.

15) Tozlu Camii-1954?

1837 yılında vakfedilen Tozlu Camii, 1943 depreminde yıkılınca, arazisi üzerine 1954 yılında betonarme bir camii yapımına başlanmış. Yeni yapılan camiinin mimarisi, Mimar Sinan'ın ilk eserlerinden İstanbul'daki Şehzadebaşı Camiinin örnek alınmasıyla yapılmıştır.

16) Prof.Dr. Sait Kur'an?

1954'te başlanan 1999 depreminde yıkılan Tozlu Camiinin projesini çizen kişidir. İTÜ Rektörüdür. İnşaat Mühendisidir. O dönemde inşaat mühendisleri de mimarlar gibi proje çizebilmekteydiler. Prof.Dr Sait Kuran hoca da Adapazarı Tozlu Camiini çizmiştir. İnşaat mühendisi kökenli olduğu için, Şehzadebaşı Camiindeki estetik, naiflik terk edilerek daha rasyonel çizgilerle inşaat mühendisliği çizgilerine taşımıştır. 1999da yıkılan Tozlu Caminde, mimariden ziyade inşaat mühendisliği çizgileri hakimdi; gereksiz iki minare dört şerefe de bunlardan biriydi.

17) Tozlu Vakfı?

1953'de kurulan Adapazarı Camiler ve Kuran Kursları Kurma ve Koruma Derneği, 1965'te isim değiştirerek Tozlu Vakfı adını almıştır. Gubarizade'nin vakfettiği arazi de bu vakfa plase edilerek üzerine 1999'da yıkılan cami inşa edilmiştir. Aynı vakıf bugün de yeni Tozlu Camiini inşa etmektedir.

18) Tozlu Camii-2001?

Ben de 1990'ların ikinci yarısından itibaren söz konusu vakıfta mütevelli üyesi oldum. Benim de mütevelli üyesi olduğum vakıf, 1999'da Tozlu Camii yıkılınca 2000'dan itibaren yeniden inşa ve ihya hareketine girişti. Vakıf yönetimi, bünyesinde mimar olarak benim de bulunmamam hasebiyle, bendenproje hazırlamamı istedi.

19) Yeni Tozlu Mimarı?

2001'de başlayan modern yeni Tozlu Camii'nin mimarı, Muhammet Tarhan Dayal, yani benim.

20) Yeni Tozlu Mimarisi?

Bugünün olduğu kadar yarınların da ihtiyaçlarını ve kabullerini karşılayabilecek, bugünkü mimarların gelecek nesillere bir şeyler bırakabilme arayışlarıyla ortaya çıktı bu camii mimarisi. Selatin camilerin (Selatin camii Osmanlıda sultanlar camiidir ama günümüz algılamasında şehirdeki en büyük camii selatin camii kabul edildiğinden Tozlu Camii de bir bakıma Adapazarı için böyleydi) tabandan ve halktan kopuk olmaması gerektiği kanaati oluştu bende. Çeşitli arayışlardan sonra tasarımda şu ana fikir öne çıktı: Maddeyle manayı hemhâl etmek!... Caminin silueti, Rabb'ine secde eden insanın stilize edilmiş hâlidir. Ayrıca tüm mahlukatın tesbih ve secde ile var olduğu bilinci içerisinde, maddenin de secde hâli tasvir edilmeye çalışılmıştır. Ben de sembolik anlamda on bin lira ücretle mimarisini tasarladım. Müteahhitliğini ve şantiye şefliğini bilabedel (ücret almadan) deruhte etmekteyim.

21) Ahmet Babalıoğlu?

Tozlu Camiinin statik projesini (betonarme hesaplarını) bilabedel (ücretsiz) yapmıştır. Adapazarı'mızın Türkiye çapında yetiştirdiği çok değerli bir inşaat yüksek mühendisidir.
22) Lütfi Uçar?
Tozlu Camiinin kaba inşaat döneminde bilabedel (ücretsiz) kontrolünü gerçekleştiren vakıf üyesi değerli bir inşaat mühendisimizdir. Yapımı noktasından katkısı azımsanmayacak bir ağbimizdir.
23) Yeni Tozlu Camii teknik özellikleri?
Tam bitmese de 2011 Ramazanında kısmen ibadete açılan yeni Tozlu Camiinin teknik özellikleri şöyledir: Kapalı alanda 2.500 kişilik cemaat namaz kılabilecektir. Bahçesinde kılacaklarla beraber 3.000 kişiyi geçebilecektir. Toplam 4.700 metrekareye yakın bir inşaat alanı mevcuttur. Ayrıca kıble kısmında Osmanlıdaki Arasta mantığıyla yapılmış 1.210 metrekare alanlı 40 civarında da dükkân mevcuttur.

24) Tozlu Camii Maliyeti?

Müteahhitlik ücretleri alınmadan maliyeti 3 milyon dolar civarında, yani 5 milyon (eski tabirle beş trilyon) liradır. Normal şartlarda bir milyon lira civarında müteahhitlik ve teknik destek maliyeti daha eklemek gerekir.

25. Arabacıalanı Yıldız Camii?

Tapusu Tozlu Vakfı'na ait olup, 1999 depreminde ağır hasar geçiren Arabacıalanı Mahallesi Yıldız Camii de eş zamanlı olarak yeniden inşa edilmiştir. 700 kişi cemaat kapasitelidir. Onun en temel özelliği hanımların özgürce ibadetlerini yapabilecekleri tasarımda planlanmasıdır. Hanımların giriş bahçesi ayrı, camiye girişleri ayrı, tuvalet ve abdest alma yerleri tamamen özgürce kendi alanları içerisinde, ibadet yerleri de en güzel alandadır. Vakfın hiçbir katkısı olmadan Muhammed Dayal ve Yıldız Camii Derneği işbirliğiyle tesis edilmiştir.

26. Çark Caddesi-1901?

Kendimizi yani bizi anlatan bir yapı tarzı var o günün Adapazarı mimarisinde. Bir bitkinin yerden doğal olarak büyümesi ne kadar doğayla uyumlu ise, o günün Adapazarı yapıları-binaları da o bitki misali, sanki yerden büyümüş, o oranda doğayla uyumlu şeklindeymiş. Bugünkü imar yönetmeliğiyle böyle yapılar yapmak –maalesef- mümkün değildir.

27) Hükümet Caddesi-1901?

1958'e kadar Adapazarı Bulvarı'nın görünümü o şeklideydi. Binalarda kimlik var, topografyaya uyum var, oran var, estetik var, gözün kabul edebileceği bütün ölçüler var. Âh nerede şimdi o binalar?

28) Tarihi Uzunçarşı?

Yapı tarzına baktığımızda, genellikle 1800'lü yılların ikinci yarısının çizgilerini taşımaktadır. Ama görmek ne mümkün. Bir kere şunu hemen ifade etmeliyim ki; bir çok kentte, Uzunçarşı ada bütünü gibi bir ticari alan yok. Çok çok özel ve değerli bir konumda Uzunçarşı. Ama ne oranın esnafı ne de yöneticiler bunun farkında değiller maalesef. Depremden sonra Bursa'daki Koruma Kurulu ile şahsi diyaloglarla Uzunçarşı Restorasyonu ve ihyasını bir noktaya kadar getirmiştim. Kurul olarak kendileri Adapazarı'na kadar geldiler, çarşıyı gezdik. Benim yaklaşımım şuydu: Ada bütününü bir AVM mantığıyla restore edebilir miyiz? Kurul buna 'fikir doğru, biz bunun üstünün açık olmasını isteriz, ama esnaf kapalı olmasını istiyorsa bina çatıları gözükecek şekilde bir kapatma teklifine de sıcak bakarız' demişlerdi. Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Estetik Kurulu'nda da bunu tartıştık, uygun görüldü ama yöntem tespit edilemediğinden sonuç alınamadı.

30) Uzunçarşı'nın Geleceği?
Uzunçarşı mensuplarının gayretiyle o iş çözülemez. Uzunçarşı'ya, AVMmantığıyla projesini yapıp Büyükşehir Belediyesi re'sen el koyacak; ihalesini yapacak, herkese metrekaresi veya cephesi nispetinde adaletli bir şekilde yansıtacak ve Uzunçarşı 7-8 saat değil günde en az 15-16 saat hizmet alacak ve verecek. Bu tip yerlerin restorasyonu için bir kısmı hibe, bir kısmı da çok uzun vadeli krediler bulmak da mümkündür.

31) İzmit Caddesi?

Çark Caddesi mahiyetinde, aynı uygunluk, kimlik var. Beğenmemek, özlememek mümkün değildir. 1985'de adının Adnan Menderes Caddesi olarak değiştirilmesi de ayrı bir yanlışlıktır, iade edilmesi gerekir.
32) Yeni Camii?
Adapazarı Yeni Camii, Cumhuriyet dönemi Adapazarı'nın mimarî açıdan en güzel örneklerinin başında gelir, benim ölçülerimde; oranları iyidir. Hatta Palmiye Caddesinde yaptığım bir binanın tasarımını, Yeni Camiye saygım sebebiyle, renk, tasarım vs ile tamamen Yeni Camiyi referans alarak yapmışımdır.

33) Cevatbeyin Konağı?

Çocukluğumun Çark Caddesinde (1960'lar) Cevat Beyin Konağı, akıllara ziyan, harikulade bir eserdi. Büyüyüp de mimar olarak baktığımda, duygu ve düşüncelerimin değişmediğini gördüm. Şimdi yeniden inşasına gelince; tenkit edilebilecek yerleri olmasına rağmen, bir eserin günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yaşatılması takdire değerdir.

34) Sabit Efendi konağı?

Turan Caddesinin başında, 1999 Depremine kadar ayakta olan bir konaktı. 1900'lerin başlarında inşa edilmiş, Osmanlı'nın tarzını ve zevkini yansıtmakla beraber, döneminin ilerisinde çizgisi de olan, cihannümalı-fenerli bir konaktı; ivedilikle ihya edilmesi lazım.

35) Adapazarı Noter Binası?

1900'lerin Noter Binası bile ne kadar zevkli, naif, oranlı ve kimlikliymiş; kaybettiklerimizi bulsak bize yani Adapazarı'na yeter.

36) Hendek Mollalar-Akaylar Evi?

Uzuunçarşı manifaturacılarından Oğuz Akay Ailesine ait Hendek Mollalar Evini bizzat gittim, gördüm, kahvelerini de içtim. Ev sadece ihtiyacı gidermekle kalmamış, hem çevreyle uyumlu hem de zarafet ve estetik açıdan timsal sayılabilecek ölçüde bina edilmiş. Korudukları için de aileye teşekkür ederiz.

37) Taraklı Mimarisi?

Taraklı'dan binaların, konakların ortalama yapılış tarihi 1850-1900'ler. O dönemde ne mimar var, ne imar yönetmeliği var, ne de doğru dürüst bir belediye kurumu var. Ama harikulade bir şehir görünümü, harikulade bir yapılaşma düzeni var. Saygı var, kültür, estetik var, tevazu var, sanki doğadan neşv ü nema etmişlik (hayat bulmuşluk) hissi var. Başka ne diyebilirim. Kimse kimsenin güneşini kesmiyor, havasını kesmiyor... kimse ben senden önemliyim demiyor, kimse kimsenin yaşam hakkına tecavüz etmiyor. Taraklı, bugünkü mimarların, kendi mimarlığından utanacağı bir yerleşimdir.

38) Kaynarca Şeyh Muslihiddin Camii?

Bugüne kadar korunmuş olmasından ötürü Kaynarcalıları tebrik ediyorum. Bu eser bize, yapıldığı 1486'larda Kaynarca'da yaşayan insanların bu eseri yapabilecek, sonrakilerin de beş yüz yirmi beş sene yaşatabilecek kadar kültürlü olduklarını ve saygıyı uyandırıyor. Kaynarca bölgesinde ciddi ve derin bir kültür ve eğitim olduğunu anlıyoruz.

39) Adapazarı Belediyesine Mimari Önerileriniz?

Büyük ve küçük şehir belediyesi diye ayırmadan, ikisine de ortak önerim: İmar yönetmeliğini iptal edip, Adapazarı'nın bünyesine uygun tanımlarla oluşturmaları gerekir. Komplekslerden vaz geçip, şehirdeki tecrübe sahiplerinden bedava bilgi satın alsınlar.

40) Sakarya Büyükşehir Belediyesine Mimari Önerileriniz?

Büyükşehir Belediyesi; Uzunçarşı'yı tez elden AVM mantığıyla ve ada bütünüyle ele almalı, tek elden çözmeli ve kepenkler inmeyecek kadar güvenli, günün on beş on altı saat hizmet alıp verecek kadar canlı bir yapı oluşturmalı ve Adapazarı'nın en önemli markası haline getirmelidir.

09 Şubat 2012 - --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.974.913 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Koronavirüse karşı sizce ne gibi tedbirler alınmalıdır?