40 soruda Taraklı

Fahri Tuna'nın kaleminden 40 soruda Tacettin Özkaraman'ın Taraklı'sı...

Haber Resmi
Haber Resmi
+1
Haber albümü için resme tıklayın

1.Taraklı? Tarih, kültür, sıcakkanlılık demektir. Doğal güzellik demektir. Kaplıcalarıyla şifa demektir.

2.1293? Taraklı'nın Ertuğrul Gazi döneminde, daha Osmanlı Devletinin kurulmasına altı yıl varken, fethedildiği tarihtir.

3.Taraklı'daki 700 Yıllık Çınar? Taraklı'ya Osmanlı'nın mührüdür, Yusufbey Mahallesinde fethin nişanesi olarak dikilen çınardır.

4.Dablis? Taraklı'nın Bitinya dönemindeki adıdır, Taraklı'nın çok eski bir yerleşim yeri olduğunun da göstergesidir.

5.İpekyolu? Taraklı'nın önemli bir durak olduğu kervan yolu, çok eski çağlardan en azından milattan bu yana İstanbul'u Çine bağlayan tarihi ticaret yolu...

6.İstanbul-Bağdat Karayolu? Osmanlı'nın İstanbul'u fethinden sonra kullandığı, Kadıköy'den başlayıp Gebze, İzmit, Sapanca, Geyve, Taraklı, göynük, Uluhan, Nallıhan, Çayırhan,Beypazarı, Ayaş, Sincan, Ankara'dan devam eden, Bağdat'ta sona eren tarihi devlet yolu.

7. Sirkeci? Yıldırım Beyazıt'ın 1399 yılında İstanbul'u kuşattığında; Timur tehlikesi üzerine kuşamayı kaldırırken Bizans İmparatoru Yohannes'le anlaşma yaptığında, Sur içinde yani Sirkecide 864 hane olarak kurulan ilk türk mahallesi Taraklı ve Göynük 'ten gelen Müslümanlardan kurulduğu tarihi kayıt ve belgelerde geçmektedir.

8. Akşemseddin? Biliyorsunuz Akşemseddin hazretleri, Fatih sultan Mehmed'in hocası ve İstanbul'un da manevi fatihidir. Fetihten (1453) üç beş yıl sonra Taraklı'ya gelen Akşemseddin Hazretleri, bir müddet ilçemizde kalmış, daha sonra bir rivayete göre 'Taraklı'nın kıblesi kapalı' deyip hemen bitişiğimizdeki Göynük'e yerleşmiştir. Bizim büyüklerimiz bu sözü, 'Göynük'ün aydınlanmaya Taraklı'dan daha çok ihtiyacı varmış, o sebepten Göynük'ü tercih etmiş' şeklinde yorumlamışlar, bize öyle nakletmişlerdir.

9. Hıdır Dede? Taraklı'nın Müslümanlaşması için Orta Asya'dan gelen Alperenimiz. Manevi sembolümüz!

10. Hıdırlık? Hıdır Dede'nin medfun olduğu, Taraklı'yı kuş bakışı gören, Hıdır Dede adına her yıl Haziran ayının ikinci pazarında hayır pilavı ve mevlüt etkinliği yapıldığı mesire yerimiz. Ortalama on bin Taraklılı ve Taraklısever'in katıldığı bir hayır pilavıdır.

11. Orhangazi? Osmanlı Devletini kuran Osman Gazi'nin oğlu; Geyve, Adapazarı, İzmit ve Bursa'nın da fatihi.

12.Orhangazi Çarşısı? Taraklı'nın geçmişteki ticari özelliklerini ve geleneklerini yansıtan, dokusunu koruyan, günümüzdeki örnekleri pek kalmamış çarşımız. Orhangazi döneminde yaptırılıp vakfedildiğini büyüklerimizden duyarız.

13. Yavuz Sultan Selim? Fatih sultan Mehmet'in Torunu, II. Beyazıd'ın oğlu, dokuzuncu Osmanlı padişahı. Mısır Seferine giderken Taraklı'da bir gece konakladığı ve veziri azamı (başbakan) Yunus Paşa'ya 'buraya bir cami yapılsın' talimatı verdiği rivayet edilmektedir.

14. Yunus Paşa? Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasındaki vezir-i azamı yani başbakanı.

15. Yunus Paşa Külliyesi? Sadrazam Yunus Paşa tarafından Tarkalı'da yaptırılıp 1517 yılında ibadete açılan; merkezinde halen ayakta olan camisi, etrafında hamamı, medreseleri, aşevi, şifahanesi bulunan bir külliye. Maalesef495 yıl sonra sadece Camisiyle hamamı ayakta. Aynı zamanda Sakarya vilayetinde Osmanlı döneminden kalma ayakta olan ve ibadete açık bulunan en eski taş camiidir.

16. Hafızlık Geleneği? Yunus Paşa'nın 1517'de Taraklı'ya külliye yaptırmasından bu güne kadar halen devam eden güzel ve faydalı bir gelenektir. Bu geleneği canlı tutan bir başka özellik de Taraklı'nın uzun asırlar İstanbul'a hafız göndermesi ve orada da takdir görmesidir. Halen İstanbul'da bugün başta Dolmabahçe Camii olmak üzere bir çok camiinin imamı veya müezzini Taraklılıdır. Cevat Hafız (Öncü), Hafız Mustafa (Şahin), Ali Hafız (Tunca), Ali Hafız (Saraç), Orhan Hafız (Kozcağız), İrfan Hafız (Çakır), Adil Hafız, Naci Hafız (Tandoğan), Necati Hafız (Dönmez), Halim Hafız (Bilgi), Sami Hafız (Şen), Sabri Hafız (Işık)...

17. Hafız Saim Özel? Taraklı'daki hafızlık geleneğimizin önemli temsilcilerindendir. 1919'da Taraklı'da yunus Paşa Camii imam Hafız Hüseyin Hamdi Beyin tek çocuğu olarak doğan Saim Özel, hıfzını Taraklı'da ikmâl ettikten sonra önce Nuruosmaniye'den Süleymaniya Camii başimamlığına kadar 42 sene İstanbul'da müezzinlik ve imamlıklar yapmış; hafız-ı kurra (aşere-i takrip sahibi), musikişinas, hattat bir büyüğümüzüdür.Taraklı'mızın yüz akı, medar-ı iftiharıdır.

18. Hattat Saim Özel? Son devrin önemli hattatlarından biridir. Eserleri sadece Taraklı'daki Yunus Paşa Camii'nin değil, yurt içi ve dışındaki birçok camileri ve Mekke'deki tünelleri süsleyen, Kur'an-ı Kerim de yazmış, çok değerli bir hemşerimizdir. Türk hat sanatının sayılı hattatlarındandır. Türk hat sanatı bitmek tükenmek üzereyken 1950'lerde bu sanata gönül vermiş az sayıdaki sanatçıdan birisidir.

19. Hattat Saim Özel Sokağı? Hafız Hattat Saim Özel büyüğümüzü, 29 Ekim 2005 tarihinde Rahmet-i Rahman'a uğurladıktan bir ya içinde, belediye meclis kararıyla doğduğu ve çocukluğunun geçtiği Camii Sokağın adını 'Hattat Saim Özel Sokağı' olarak değiştirmiş bulunuyoruz.

20. Necati Hafız (Dönmez)? Taraklı'mızın yetiştirdiği, ilçemizi İstanbul'da başarıyla temsil eden, İstanbul Dolmabahçe Camii imam-hatibidir. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da sıkça ziyaret ettiği dostlarındandır.

21. Adil Hafız (Özyüksel)? Yine Taraklı'nın yetiştirdiği, İstanbul'da uzun süre imamlık yapan, en son Erenköy Galippaşa Camii İmam-Hatipliğinden emekli olan hemşerimizdir.

22. Prof.Dr. Mehmet Erkal? Taraklı'dan yetişmiş, Taraklı'yı çok seven ve her bulunduğu ortamda Taraklı'yı anlatan, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Fıkıh Ana Bilim Dalı Profesörüdür. Bir dönem SAÜ İlahiyat Fakültesi Dekanlığı görevinde de bulunmuştur.

23. Prof.Dr. Ali Seyyar? Taraklı'nın AkçapınarKöyünde doğup büyüyen, Sakarya Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğretim üyeliği yapan, özürlüler ve engellilerle ilgili ulusal düzeyde takdire değer çalışmaları bulunan hemşerimiz bir bilim adamıdır.

24. Ahi Naci İşsever? Taraklı'nın edebiyat alanında en güçlü ismi; yayımlanmış üç tane de kitabı var: 'Taraklı', Alamancı Dediğin', 'Taraklı'da Yalaza Kültürü'. Aynı zamanda yaşayan büyük yalaza ustası.

25. Ahmet İşsever? Taraklı'nın halk oyunlarını en iyi bilen ve yarım asırdır ekipler yetiştirerek ayakta tutan emekli öğretmen ağbimiz.

26. Faruk Karaca? Taraklılı ders kitabı yazarı, Anakara'da uzun yıllardır yaşayan, Paşa Yayınlarının sahibi, Taraklı'ya duyarlı ve vefalı bir ağbimiz.

27. Mehmet Nuri Şahin? Uzun yıllar TRT'de çalışmış, yayıncılıkla uğraşan, Taraklı'yla ilgisini ve sevgisini hiçbir zaman esirgemeyen bir büyüğümüz.

28. Fahrettin Keçeci? Taraklı'dan 1950'lerde yetişen, Türkiye 1. Ligi (bugünkü Süper lig) takımlarından Şekerspor'un santraforu olan ağbimiz.

29. Yalaza? Taraklı'da sözel bir anlatım sanatı, yerel bir mizah türü. Bir tür tilki muhabbeti. Yaşayan en büyük yalaza ustası Ahi Naci İşsever yalazayı şöyle tanımlıyor: 'Yalaza "sözlü" bir anlatım sanatı. Ne zaman yazıya geçerse, "şak" diye donuyor. Daha çok Ahîliğin yaygın olduğu yerlerde var olan, kimsenin anlamadığı, yalnız bire bir karşı karşıya, kendimiz kendimizden anladığımız, bir gönül vergisidir yalaza. Bana kalırsa yalaza dediğimiz, "bir muhabbet türü", "bir sohbet türü", fakat sadece kahkaha atmak değil, bizde kederin de yalazası var... Bizde üzüntünün de yalazası var, acının da yalazası var. Yani yalaza yüzde yüz bir Ahî geleneği ve izi. Ve bunun da kendine göre salınmak istediği alanda salınma durumu yok; disiplin altında bir sohbet ve anlatım türü. İşte gördüğümüz karşıdaki ocak yalazanın tipik mekânlarından biri. Yalaza oturumlarında yarenler var. Fakat ikili yaren sohbeti değil, üçlü yaren sohbeti değil. Anlatının disiplinini, gelenekten görenekten ve yetiştiği muhitten almış lider ve usta anlatıcılara söz veriliyor. Diğerleri de kendi tertibinde dinliyorlar. Ve her konu, dinlenen her kopuk sözcük yalaza değil; yalaza öyle kopuk kullanılamıyor. Anadolu Selçuklu İmparatorluğu yıkılmak üzereyken, nefesten ve mecalden kesildiği günlerde, sahnede Alperenler dediğimiz Yunus Emre'dir, Mevlâna'dır, Ahmet Yesevî'dir; onlar imparatorluğun yıkılışında harıl harıl iş üstündeler. Niçin çalıştıkları belli. Mevlâna Konya Çarşısında fıldır fıldır dönüyor, işte Nasreddin Hoca da şakalarıyla... Bana kalırsa, nasıl Anadolu ölmemek ve sahneden çekilmemek için Nasreddin Hoca'ya yaslanmışsa şakasında, ilme yaslanmışsa Mevlâna'sında, Hacı Bektaş-ı Veli'ye yaslanmışsa ruh terbiyesinde. Taraklı da, Nasreddin Hoca'dan nasibini belki şu kadar almış olabilir; Taraklı'nın, bütün hemşerilerimin şahitlik edeceği affetmez bir doğası var: Bahar öyle bir bahar olarak bizde açıyor ki, biz baharı seyretmek için Hisar'a çıkıyoruz. Yani Cennet'ten bire bir yansıma; yani eriğimiz var, elmamız var, ayvamız var; daha sayılabilecek on altı on yedi çeşit meyvemiz sebzemiz, geleneksel ürünümüz var. Fakat bu baharımızı bir gecede, hemen hemen her sene bir gecede, kinini unutmamış bir deve gibi, beş on gün seyrettikten sonra, bir gecede kırağı dediğimiz bir afet, bu bizim iki dağ arasında, tokat gibi vurur. Sabaha hepimiz, mahzun, sahipsiz çocuklar gibi çarşıya sığınırız. Bu felaketten kurtulup sağ kalmanın ve bir sinir rahatsızlığına yakalanmamanın yolunu Taraklı, meseleyi yalazaya vurarak bulmuş, kendisini sağlama almıştır.'

30.Alaattin Öncü? Taraklı'nın gelmiş geçmiş en büyük yalaza ustası. Rahmetliden bir yalaza örneği vermek gerekirse: 'Alaattin ağbinin asıl mesleği şoförlük. 1960'larda Alamancı olmuş, sekiz on sene sonra, 1975'te kesin dönüş yapmış ve tekrar şoförlüğe dönmüş bir Taraklılı. Göynük otobüsüyle Adapazarı'ndan Taraklı'ya dönüyor bir gün. Otobüste birisi devamlı karın ağrısından şikayet ediyor, otobüsün şoförü 'sağdan dördüncü koltukta oturan Alaattin bey doktordur, bir görün istersen' diyerek yalazayı başlatıyor, Alaattin Öncü de, Almanya'dan yeni kesin dönüş yapmış, takım elbiseli filan kılık kıyafeti doktorluğu hatırlatıyor, hasta başlıyor ona 'doktor bey şuram ağrıyor, buram ağrıyor', Alaattin ağbi de Almanya'dan dönerken Lüpitel fotoğraf makinesi getirmiş, o da yanında, 'sen diyor hastaya, arkadaki boş koltuğa uzan, karnını aç, bir muayene edeyim, anlarız' diyor, adam yatıyor, işte 'öksür, derin nefes al' filan, 'dur bir de filmini çekeyim, kesin anlarız' diyor. Güya makineyle filmini de çekiyor. 'Senin hastalığın kolay, üç ilaç yazacağım şimdi, gidince Göynük'ten eczaneden al, bir hafta kullan, hiçbir şeyin kalmaz' diyor. Bir kağıt parçasına üç ilacın adını yazıyor. Hasta para verecek oluyor, 'bizim meslek prensibimizdir, muayene dışında para almayız' diyor. Adam gidiyor, eczaneden üç ilacı alıyor, ve hiçbir şikayeti kalmıyor. Bizim Taraklı'nın pazarı cumartesi günüdür. Adam keş, peynir, bal, ceviz, fasulye vesaireden bir bohça yapıp ilk cumartesi günü Taraklı'ya para almadan kendisini iyeleştiren doktora teşekküre geliyor. Her gördüğüne 'Doktor Alaattin Beyin Muayenesi'ni soruyorsa da, tanıyana rastlamıyor. 'Adı Alaattindi, vallahi de doktordu, beni muayene etti, iyileştirdi, şöyle yüzü böyle boyu vardı' deyince, anlattıklarından birisi Göynüklünün yalazaya getirildiğini anlıyor, 'sen diyor Kurşunlu Camiinin sağından dön, solda bir nalbur var, orada senin doktoru bulursun' diyor. Alaattin ağbi de ilçenin pazarında işler yoğun diye nalbur bir akrabasına yardım ediyor. Göynüklü hasta, doktor zannettiği adamın tezgahtar olduğunu görünce yalazaya düştüğünü anlıyor ama sormadan da edemiyor: 'Tamam beni yalazaya getirdin ama, ben nasıl iyileştim?' Alaattin ağbi diyor ki: 'Ben yirmi senelik mide hastasıyım, üç tane ilaç kullanıyorum, sana onları yazdım, kısmetli adammışsın denk gelmiş!...' Rahmetli Alaattin ağbi, bunun gibi yüzlerce yalaza üretmiş, yeri doldurulması zor bir büyüğümüzdü.

31. Keşkapan Mehmet? Taraklı'nın nüktedanlığıyla meşhur, genç yaşta hayatını kaybetmiş bir ağbimiz. Usta bir yalazacı. Amca torunlarıyız aynı zamanda. Belediyede şofördü, Taraklılı bir berber büyüğümüz de sağlığa faydalıdır diye kekik suyu satıyordu, Mehmet ağbi de berber dostunun gönderdiği kekik suyunu otobüsle gittiğinde ona buna ulaştırıyor. Bir gün berber dostuna şaka yapıyor; 'Karaçam'da bir kanser hastası senin kekik suyunu içince üç gün sonra ölmüş, çocukları belalı eli silahlı adamlar, şimdi herkese seni soruyorlar, ben söylemedim ama yakında bulurlar, haberin olsun' diyor. Berber de korkudan çoluk çocuğunu alıp İnegöl'deki bacanağına sığınıyor, bir aylığına ortadan kayboluyor.

32. Hasan Çolak? Taraklı Akçapınar Köyünden yetişme Adapazarı Orhan Camiinde 37 yıl müezzinlik yapmış, hafız, nüktedan, yalazacı, çok sevdiğimiz ağbimiz. Bir gün Orhan Camiinde imam odasında otururken cami cemaatinden biri gelip selam veriyor: 'Hasan Hoca, sen hafız mısın hakikaten?' Hasan ağbi de yalazayı başlatıyor: 'Öyle diyorlar', 'peki şu elindeki Kur'an'dan sorsam devam edebilir misin?' diyor adam, 'dene istersen' diyor Hasa ağbi de. Adam Hasan ağbinin elindeki Kur'an-ı Kerim'i alıyor, okuyor Hasan ağbi devam ediyor, okuyor Hasan ağbi devam ediyor, dört beş defa aynı sahne tekrarlanıyor. Adam 'hakikaten hafızmışsın sen' deyince Hasan ağbi 'enayi, bu Kur'an-ı Kerim'i ben kendi paramla aldım, ondan biliyorum, camiye yeni Kur'an-ı Kerim'ler geldi, oradan sorsan belki bilemem' diyor. Adam gidiyor camiinin içine, bir dakika kadatr sonra dönüyor: 'Yahu Hasan Hafız, bu Kur'an'ların hepsi aynı değil mi?', hoca da 'bak kafan çalışmaya başladı' der.

33. Taraklı'nın üç iflah olmazları? Taraklı halkı tarafından 'bunlar parasız pulsuz işler yapar' anlamında söylenen bir söz, kim mi bu üç kişi: Alaaddin Yılmaz, İzzettin Kömürcü, Tacettin Özkaraman yani ben.

34. Uğut? Taraklı'nın kökünün Orta Asya'ya dayandığını gösteren ve son yıllarda önem kazanan, buğdayınçimlenmesine dayalı yiyecek ve içeceklerin arasında bulunması ve tanıtılması gereken tatlı. Rivayete göre büyüklerimiz Mısır Seferine giderken Taraklı'da konaklayan Yavuz Sultan Selim'e ve ordusuna geleneksek uğut tatlımızdan ikram etmişler, Hünkar uğutu çok ama çok beğenmiş, 'uğut yemeyen hayatta tatlı yedim demesin' dedikten sonra Vezir-i âzamı (başbakanı) Yunus Paşa'ya 'Tez Taraklı'ya bir cami yapıla' buyurasıymış... Rivayet böyle. Sakarya'nın en güzel ve en tarihi camisine sahip olmamızı uğut tatlımıza borçluyuz diyebilirim.

35. Köpük Helva? Taraklı'ya has bir tat. Çöven kökü, şeker ve yumurtadan yapılmaktadır.

36. Lâkaplar? Bizim Taraklı'da hemen her ailenin bir lakabı vardır ve halen de yaşatılmaktadır. Bir çoğumuz arkadaşlarımızın soyadlarını bile hatırlamayız. Geçenlerde telefoncular telefon bağlamaya bizim mahalleye geldiler, bana bir isim soyadını sordular, 'bizim sokakta o soyadlı biri yok' dedim, meğer iki ev ötemizdeymiş. Meselâ bize Keşkapanlar derler. Hayta Hafızlar, Cevat Hafızlar, İereyhanlar, Deli Gadirler, Tepeler, Hacı Atıflar, Koççağızlar, Gıygıy Mustafalar, Tombul Arifler, Gelerekler gibi...

37. Hüsnü Gürsel? Taraklı'yı Sakarya'nın gündemine getiren, her zaman saygı ve rahmetle andığımız aradığımız özlediğimiz büyüğümüz. Taraklı'yı 1960'lardan itibaren fotoğraflamış bir sanatçımız, aynı zaman da bir beyefendilik abidesiydi rahmetli.

38. Fahri Tuna? Taraklılı saydığımız, Taraklı'nın tanıtımı için benim kadar gayret gösteren aile dostumuz. Yönetmen Bahadır Karataş'ı üç yıl önce –ısrarla- Taraklı'ya getirip tanıtan ve böylece Bahadır Karataş'ın yönetmenliğini yaptığı 'Mümkünlü' reklâmlarının Taraklı'da çekilmesine vesile olan Taraklı sevdalısı arkadaşım.

39. 'Mümkünlü'? Taraklı'nın Türkiye çapında tanınmasını mümkün kılan, maddi ve manevi Taraklı'ya çok büyük katkısı olan reklam. Yapımcı Mete Özok'a, yönetmen Bahadır Karataş'a, oyuncular Şener Şen'e, Olgun Şimşek'e ve Türk Telekom Şirketi yönetimine çok teşekkürler...

40. Termal Turizm? 2004'te belediye başkanı seçildiğimden iki ay sonra Irmak dergisinin benimle yaptığı söyleşide 'Taraklı doğa, tarih ve sağlık turizmi açısından merkez olacaktır' demiştim. Yaklaşık yedi yıl sonra Taraklı'nın tarihini ve talihini değiştirecek projenin temelleri atıldı. 1.152 daire, yaklaşık 27.500 kişilik devre mülk, 300 kişilik termal hastanesi, 400 çalışanı ile Taraklı için çok önemli bir tesisin inşaatı hızla devam ediyor.
2004'ten itibaren Taraklı, sadece kültür ve doğa turizminin değil, bölgemizde termal yani sağlık turizminin de merkezi olacaktır kanaatindeyim.

19 Ocak 2012 - --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.984.041 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Koronavirüse karşı sizce ne gibi tedbirler alınmalıdır?