"Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?"

Coşkun Bilir
Coşkun Bilir

11 Temmuz 1995 günü yapılan bu katliam insanlık tarihinin en kara sayfalarından biridir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yapılan en büyük katliamdır.
Ratko Mladiç komutasındaki VRS (Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu) birlikleri Srebrenitsa'yagirerken Mladiç kameralara şunları diyordu: "Bugün 11 Temmuz 1995. Sırplar için kutsal bir günün yıl dönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa'dayız. Bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlı'ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Türklerden öç alma vakti gelmiştir."
(Burada Türk dediği ise Bosnalı Müslümanlar elbette.)
Yaklaşık on bin Bosnalı Müslüman katledilerek Dünya tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.
*
Bu hatırlatmayı neden yapmak zorunda kaldım.
Anlatayım isterseniz...
Yıl 1998-1999...
Nihat Ayyıldız Başkanlığındaki Sakaryaspor, Eskişehir'de yapılan Play-Of maçları sonucunda Rambo Hasan'ın o muhteşem kafa golü ile o yıllardaki adıyla birinci lige çıkmıştık.
Yaklaşık 20 yıl önce...
Sakaryaspor yönetimindeyim...
O yıllarda Sakaryaspor'un patronu Spor Bakanı Ersin Taranoğlu, Sakaryaspor Başkanı Orman Bakanlığı Müsteşarı İrfan Çelik...
Tuncer Tepe döneminden sonra, ikinci kez birinci lige çıkmışız.
Yeni sezona Sırp kökenli eski Fenerbahçe kalecisi Radmilo İvançeviç teknik direktör olarak Sakaryaspor'da göreve başladı.
İvançeviç ile antlaşma yapıldığı haberleri yerel medyada manşetlere taşınınca, şehirde kıpırdamalar başlamıştı.
Boşnak kökenli vatandaşlarımız 'bu Sırp katilini nereden getirdiler' sesleri özellikle bir yerel gazete tarafından sürekli haber yapılıyordu.
Daha lig başlamadan şehirde adeta bir kaos yaşanıyordu.
Yönetim olarak sıkıntılı olduğumuzu Ersin Taranoğlu'na defalarca kez söylenmesine rağmen, aldığımız cevap 'lig başlıyor, bu saatten sonra hoca değişmez' cevabını alıyorduk.
Bosna-Sırp savaşının üzerinden yıllar geçmesine rağmen, insanlar öfkeliydi.
99 depreminde yıkılan Sapanca Vakıf otelinde yaptığımız bir toplantıda Başkan İrfan Çelik, 'Coşkun sen bu işlerden anlıyorsun, İvançeviç hocayı ve tercümanını da al yarın akşam televizyonda bir programa çık' talimatını vermişti.
O yıllarda şehrin tek Televizyonu olan Kent TV de spor programını sunan duayen Gazeteci Oğuz Dizer'i arayarak 'yarın akşam programa geliyoruz' hazırlığını yap demiştim.
Oğuz Dizer reyting alacak programı o dakikadan itibaren spotlar ile vermeye başlamıştı bile...
Program başlamadan Kent Tv telefonları adeta kilitlenmişti.
Gelen telefonlarda hakaret üzerine hakaret...
Oğuz Dizer şaşkın, ben şaşkın...
İnanılmaz hakaretler yağmur gibi yağıyordu.
Ben, 'sporun dini, dili, ırkı olmaz' falan desem de dinleyen mi vardı.
İvançeviç'i tv de gören herkes adeta hakaret üzerine hakaret ediyordu.
Reklam arasında 'Oğuz abi, bitir şu programı dedikçe' o olmaz diyordu. Yayın akışımız bozulmaz gibilerinden söz ediyordu.
Belki de ömrümün en zor programıydı diyebilirim.
Zaten o programdan iki-üç hafta sonra İvançeviç'i göndermek zorunda kalmıştık.
*
Geleyim o gecenin perde arkasına...
Ertesi gün öğreniyoruz ki...
O gece telefon trafiğini organize edenlerin başında daha sonraki yıllarda AK Partiden Milletvekili seçilen Süleyman Gündüz, Yerel Kültür Dernekleri, Saadet Partisi'nin tüm Sakarya teşkilatı ve yerel bir Gazetenin köşe yazarı gibi isimlerin olduğunu net olarak görüyoruz.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, geçen hafta 10 bakan, 200 işadamının yer aldığı kalabalık bir heyetle Sırbistan'a resmi ziyaret gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 88 bin 361 kilometrekarelik yüzölçümü ile neredeyse Ege Bölgesi büyüklüğündeki bu Balkan ülkesi ile 2 günde 16 anlaşma imzaladıklarını söyledi.
Anlaşmalar arasında Sırbistan'dan 5 bin ton et ithal edilmesine yönelik karar da çıktı.
Türkiye, 20 yılda nereden nereye geldi değil mi sevgili Süleyman Gündüz...
Coşkun Bilir

- Medyabar, Coşkun Bilir tarafından kaleme alındı
https://medyabar.com/makale/2684958/coskun-bilir/cocuklari-kucuk-kursunla-oldururler-degil-mi-anne