Yanı başımızdaki cennet :Geyve...


Nurettin Eryılmaz yazıyor

Geçtiğimiz hafta sonu şehrin kalabalığından kaçarak doğayla baş başa bir gün geçirmek için bir gurup yakın dostla birlikte yola düştük. Beş kişilik ekibimizle yeşili ve temiz havasıyla insanı mest eden Geyve ilçesindeydik.

Adapazarı?ndan Eczacı Niyazi Atasoy ve Ultima Doğa Sporları Derneği Başkanı Mehmet Tafo ile saat 08.00?de buluştuk. Adapazarı?ndan 30 dakikalık bir yolculuk sonunda Geyve Akıncılar Köyü?ne vardık. Akıncılar Köyü Beşiktaş Vadisi Çevre Dernek Başkanı Kamuran Tan ve Doğa Sever Abdullah Tarakçı?yı da yanımıza alarak ilçeyi keşfe başladık.

Eczacı Niyazi Atasoy Alifuatpaşa?da çorba içip öyle yola devam etmeyi önerdi. Önerisini oy birliği ile kabul ettik ve sabah çorbasını içmek için bir esnaf lokantasına girdik. Önce bir tas çorba ardından da bir bardak çay içtikten sonra araçla Kırca Yaylası istikametine doğru yola çıktık.

Geyve Akıncılar Köyü yakınlarında eskiden Ermenilerin barındığı dağlık yamaçta bulunan kilise yıkıntılarının orada durarak burada biraz soluklandık. 1832 yılında inşa edilmiş kiliseyi bir süre inceledik.Tarihi kilisenin duvarlarının hala ayakta durduğunu gördük. Buradaki manzarayı bir süre sessizce izleyip biraz fotoğraf çektirdik. Kilisenin biraz ilerisinde bulunan incir ağaçlarını görünce doğrusu hiçbirimiz dayanamadık. Doğanın bize sunduğu bu cömert teklifi kabul ederek, incirlerin tadına baktık.

Bu tatlı aranın ardından Kırca Yaylası?na doğru yolumuza devam ettik. Yaylanın enfes manzarasını bir süre hayranlıkla seyrettik. Bol oksijenle ciğerlerimiz açtık.Hava güneşli olsa da bize eşlik eden serin rüzgara teşekkür ederek yolumuza devam ettik. Dağların sisli zirvelerini, yem yeşil doğayı ve Kaymakam Suyu olarak tanınan pırıl pırıl kaynağı hayranlıkla izledik.

Bir süre Kırca Yaylası?na ulaşmıştık. Piknikçilerin uğrak yeri olan Kırca Yaylası gerek doğası gerekse havasıyla Geyve?nin bulunmaz köşelerinden biri. Kampçıların, mangal yapmak isteyenlerin vazgeçilmez yerlerinden biri olan yaylada tesisleşme konusunda bazı sıkıntılar olduğunu gördük. Belediyenin burada yapacağı ufak tefek düzenlemelerle yaylaya ilgi çok daha fazla artabilir. Bu tespiti de gezi notu olarak bir köşeye düştük.

Yayladaki bu izlenimlerimizin ardından Akçay Barajı?nın yapıldığı vadiye doğru harekete geçtik. Bu sırada milyonlarca yılda oluşan ve bize göre bir doğa harikası olan Acısu Mağarası ile karşılaştık.Mağaranın girişine geldiğimizde karşılaştığımız manzara bizi oldukça üzdü. Bir taş ocağı firmasına ait kepçeler kırdıkları taşları kamyonlara dolduruyordu.Mağaranın girişi bu çalışmalar nedeniyle 10 metre yukarıda kalmıştı. Buraya kadar çıkmamız imkansızdı. Tırmanmak için dağcı malzemeleri olması gerekiyordu.

Buna rağmen Beşiktaş Vadisi Çevre Dernek Başkanı Kamuran Tan mağaraya girmemiz konusundaısrarcı oldu: ?Bir şekilde çıkalım? dedi. Eczacı Niyazi Atasoy durumun zor olduğunu malzemeler olmadan çıkılmayacağını anlattı. Sonuçta milyonlarca yılda oluşan sarkıtların bulunduğu mağaraya ulaşamadan dönüşe geçtik.

Hayal kırıklığı içerisinde yolumuza devam ederken Akçay Barajı?nın yapıldığı inşattın ilerisinde dere yatağın kenarında piknik yapmak için yerleştirilen beton masaları gördük. Burada durup biraz dinlendik. Beşiktaş Vadisi Çevre Dernek Başkanı Kamuran Tan,yanında getirdiği kavun, börek, fındık, tel kaşar peynirini masaya doldurdu. Kömürlü çaydanlığı yaktı çay demledi. Çok yorulmuştuk;bal gibi kavunları yemeye başladık. Dere şırıl şırıl akıyordu. Yirmi otuz metre yüksekliğinde kavlan ağaçlarının altında dinleniyorduk.

Koyu bir sohbete girerek doğanın keyfini temiz havanın tadını çıkardık. Pikniğimizi yayıp, çaylarımızı içtik. Keyifli bir sohbetin ardından bir süre daha yürüyerek doğanın muhteşem manzarasının keyfini sürdük. Bu güzelliklerin kaybolmamasını ümit ederek gezimize son verdik. Şehir hayatından uzakta, yanı başımızdaki bu cennette unutulmaz bir gün geçirdik.

- Medyabar, Yaşam bölümünde yayınlandı
https://medyabar.com/haber/2707195/yani-basimizdaki-cennet-geyve